Bu bir itiraf yazısı ama itirafın ilk kısmını zaten biliyorsun.
Tabii ki yazılarımı yapay zekayla yazıyorum ve bunu her eğitimde söylüyorum, kesinlikle saklamıyorum. Hatta bu konuda yazdığım bir blog yazım var: "Yapay Zeka ile Yaz ama İnsan Gibi."
Asıl itiraf ikinci kısımda: geçen hafta kendi %100 insan olarak yazdığım taslağımı kendi denetimimden geçirdim ve içinde beş makine kalıbı buldum.Yazdığım yazı %100 benimdi; teknede internet erişimim olmayan bir anda yazmıştım. Düşünce benim, deneyimler benim, rakamlar benim. Kendi düşüncelerimi, araştırmalarımı ilk önce ses cihazıyla kaydettim ve sonra düşüncelerimi yazıya çevirme editörlük işini yapay zekaya yaptırdım ve tabiki yapay zeka kalıpları oradan sızdı. O beş kalıbı yazımda paylaşıyorum ve kendi yazına on dakikada uygulayabilirsin.
Ama önce bunun neden tam bu hafta önemli hale geldiğini söyleyeyim.
Okurun eline yüzde geçti.
Biliyorsunuz blogumu Substack üzerinden yazıyorum ve Substack temmuz sonunda yazıları taramaya başladı. Pangram adlı bir yapay zeka dedektörüyle anlaştılar ve işin asıl kısmı şu: tarama düğmesi yalnız yazarda değil, okurda da var. Okuduğun herhangi bir yazıyı tek tuşla tarayıp yüzde kaçı yapay zeka, yüzde kaçı insan görebiliyorsun.
Ayrıca Substack yazarlara bir beyan alanı açtı. "Bunu nasıl üretiyorum" diye açıkça yazabiliyorsun. Ben o beyanı yıllardır yazının içinde yapıyorum. Bu bültende sistemimi defalarca anlattım: hammadde benden, kurgu yapay zekadan, son söz benden. Şimdi platformun kendisi de aynı dürüstlüğü istiyor.
Bu arada Linkedin'de de aynısı var: "Yapay Zeka İçeriği gibi Görünüyor." deyip denetleyebilirsin.
Yazar tarafında herkesin ilk sorusu belli: "Dedektörden nasıl geçerim?"
Benim derdim hiç o olmadı. Çünkü okur zaten aylardır bir dedektör; mekanik üçlemeleri, metronom gibi atan cümleleri, hiçbir pozisyon almayan pürüzsüz metinleri görür görmez kaydırıp geçiyor. Substack'in yaptığı tek şey, okurun aylardır hissettiğine bir düğme ve bir yüzde vermek.
Yapmamız gereken dedektörü kandırmak değil; okuru kaybetmemek.
Beş kalıp: kendi taslağımda bulduklarım...
Benim yapay zeka detektörümün: benim taslağımda yakaladıkları aşağıda.
Küçük bir itiraf daha: şu okuduğun yazının bir önceki taslağında dördüncü kalıp yedi kez çıktı. Yedi.
1. Mekanik üçleme. Her fikir üçe bölünmüş: üç madde, üç örnek, üç adım. Üçleme tek başına masum; sorun her paragrafın aynı kalıba oturması. Makine kapsamlı görünmek için üçlü başlıklar kullanır, insan bazen iki der, bazen yedi.
2. Metronom ritmi. Cümlelerin hep aynı uzunlukta olması. Okurken çok fark etmiyorsun, sesli okuyunca anlıyorsun.
3. Hiç "ben" dememek. Koca metinde tek bir birinci tekilin olmaması. Deneyim anlatan bir yazıda bu, deneyimin yokluğunun ilanıdır.
4. Aynı olumsuzlama kalıbını üst üste kurmak. "X değil, Y." Etkili bir vuruşun taslakta dört kez arka arkaya gelmesi.
5. Pozisyon almamak. Metin her şeyi anlatıyor, hiçbir şeyi savunmuyor. En sinsi kalıp bu: cümleler tek tek çok doğru, toplamı boş.
Ben uzun süredir kendi "humanizer skill"'imle bu denetimi zaten yapıyorum. Her metnim ben istemesem de yayına gitmeden ondan geçiyor. Mart 2026'da bunu zaten itiraf etmiştim.
Yapay Zeka ile Yaz, Ama İnsan Gibi
Bir itirafla başlayalım: Bu makaleyi yazarken ben de yapay zeka kullandım. Ama bunu okuyan hiçbir dedektör bunu yakalayamaz. Çünkü mesele yapay zeka kullanmak değil, onu nasıl kullandığın.
Hammadde kimin, yazı onun.
Denetim kalıbı yakalıyor ama kaynağını öldürmüyor. Kaynak şu: yazıyı yapay zekaya boş sayfadan yazdırırsan fikir onun olur ve sen ne kadar düzeltirsen düzelt, iskelet yapay zekanın iskeleti kalır.
Tatilde üretim sıramı biraz değiştirdim.
Artık yapay zekayı kullanırken, önce konuşuyorum kayıt alıyorum veya videomu çekiyorum. Sistemim o konuşmanın transkriptini alıp iki moddan biriyle çalışıyor. Birinci mod kurgucu: sıralıyor, bağlıyor, tekrarı ayıklıyor ama cümle uydurmuyor. İkinci mod daha katı: cümlelerime hiç dokunmuyor, yalnızca kesip diziyor. İki modda da kelimelerin sahibi benim; düşünen fikri veren araştırmaya yapan benim, yapay zeka sadece editörlük işini yapıyor.
Sonra "humanizer" bu yazıdaki beş kalıbı arıyor. Ardından SEO ve GEO denetimi yapıyor çünkü artık yapay zeka araçlarının bir soruya cevap verirken senin yazından alıntı yapabilmesi çok önemli çünkü artık okurun bir kısmı yazını hiç açmıyor; yazını okuyan bir yapay zekanın cevabını okuyor.
En sonda da yine yazımı okuyorum ve gerekli düzeltmeleri yapıyorum. Yani her zaman eğitimlerde söylediğim: İnsan - Yapay Zeka - İnsan.
Bu yazı bu hattın ürünü ve içindeki her deneyim benim.
Kendi hattını yarım saatte sen de kurabilirsin.
Konuş - Telefonun sesli notuna yürürken ne istediğini anlat. Konuyu bir arkadaşına anlatır gibi anlat; takıldığın yerde düzeltme; o pürüzler senin sesin senin düşünce şeklin.Transkript çıkar - Konuşmanın kusursuz olması gerekmez. Düşündüklerinin bir yansıması olması yeterli.Yapay zekaya doğru görevi ver - Yazıyı isteme, kurguyu iste. Aşağıdaki promptu kopyala.
"Bu benim kendi konuşmamın transkripti. Senin görevin yazmak değil, kurgulamak: sırala, bağla, tekrarları ayıkla. Cümle uydurma; kullandığın her cümlenin kaynağı bu transkript olsun. Konuşmada olmayan hiçbir iddia ekleme. Bittiğinde hangi kısımların zayıf kaldığını söyle, o kısımları ben yeniden konuşarak dolduracağım."Sonra çıkan taslağı sesli oku - Akış akıcı mı değil mi hemen anlarsın; aşağıdaki beş kalıbı ara. Mesela benim kendi yazdığımda ilkinde beşi de vardı; çünkü eğitimlerden hatırlarsın yazı yazmada yapay zeka öncesi iyi değildim ve yapay zeka ile yazarak yazı yazmamı iyileştirdim ve artık sanırım yapay zeka gibi yazmaya başladım!Unutma - Revizyon son aşamada sende. Taslak ne kadar iyi olursa olsun, yayına gitmeden son sözü sen almalısın. Çünkü teknik olarak kusursuz ama sana yabancı bir metin, başarısız bir metindir.
Yapay zeka hızlandırıcıdır, son sözün son imzanın sahibi olamaz.
Yazmayı sevenlere bir not:
Bu hat senin yerine geçmek için kurulmadı. Cümle kurmaktan keyif alıyorsan kur. Bu sistem, derdini konuşarak daha iyi anlatanlar ve benim gibi her hafta en az 5 bülten, LinkedIn içeriği ve eğitim materyali oluşturanlar için yazıldı.
"Yapay zeka kullanmıyorum" diyenlere de saygım tam, o da bir tercih. Ama şunu tekrar değerlendirmeni istiyorum: Benim için yapay zeka en iyi düşünce ortağı, araştırmada saatler kazandırıyor ve daha da önemlisi, kendi görüşümün karşısına en güçlü alternatif bakış açısını getiriyor. Ben ona "bana katıl" demiyorum, "benim fikrimi çürüt; benim fikrimi sorgula" diyorum. Hatta benim yapay zekamın diğer adı "Mr. No" çünkü devamlı bana "Hayır o öyle olmaz." diyor. Masada böyle bir ortak varken hiç yapay zekadan destek almamak, kalemi korumak mı, yoksa düşünceyi eksik bırakmak mı? Cevabı sana bırakıyorum; ben kendi cevabımı verdim.
Dedektörden geçmenin en kısa yolu, saklanacak bir şey üretmemek.
Açıkça söylüyorum; ben yapay zekayla yazıyorum ve tarama düğmesine okurdan önce kendim basıyorum.
“Bu yazının son taraması yüzde seksen iki insan çıktı. Kalan yüzde on sekiz kurgu cümleleri, yani sistemimin bana ait olan kısmı değil, toparlayan kısmı. Tam da beyan ettiğim oran.”
Bu bültende her hafta yapay zeka ile gerçekten çalışmanın deneyimlerini yazıyorum, kendi iş yapış şeklimi paylaşıyorum.
Bu yazı işine yaradıysa, yazıları "yapay zeka kokuyor" diye dert eden bir arkadaşın varsa lütfen ona ilet.
YapayZeka #İçerikÜretimi #İnsanGibiYazmak






Sizi LinkedIn'de gördüm ve orada da bir başka yazınıza (Boris Chernny'nin tavsiyesinden yola çıktığınız yazınız) bir yorum yaptım, ama 1250 karakter sınırı nedeniyle o yorumumu kısalttırdım ve ulaşmak istediğim amaca tam ulaşamadım; burada bulunma amacım ise o yazınız değil, o yazının sizi merak etmemi sağlamasıdır. Nihayetinde sizi araştırınca ve blogunuzu ziyaret edince bu platforma da ulaştım ve hatta aboneniz de yeni oldum. Bu girişi bu yorumumun tamamen bağımsız bir bakış açısına sahip olduğunu göstermesi için yaptım. Yazının ne kadarını yapay zeka, ne kadarını insan yazdı konusu bir hayli yaygın ve global bir sorun sanırım. Benim bir web sitem var ve oradaki üretimlerim de hep Claude Code ile Mac üzerinden Terminal altyapısıyla gerçekleşiyor ve bunu 7 dille yapıyorum. Benim amaç ve arayışım, çalışma biçimim sizden epeyce farklı, ama ortak noktalar da çok. Dünyanın birçok yerinden insanlarla YZ (Yapay zeka) meselesi ile girdiğim iletişimlerde ve okumalarda, onların çoğunun "yapay zeka ile yazdıklarım anlaşılırsa" itibar kaybederim korkusunu yaşadıklarını gördüm. YZ ile yazmanın ben bir eksi değil, tam tersine büyük bir artı olduğunu düşünüyorum; yeter ki onu doğru kullanmayı başaralım. Sizin onu doğru kullananlardan ve kullanılması için de uğraşanlardan olduğunuz gayet net anlaşılıyor. Bu işi profesyonel bir uğraşı haline getirmeniz de takdire şayan; çünkü bu işi yapabilmek zaten çok zorken, bir de bunu birilerine anlatmaya çalışmak çok daha zor olsa gerek. Benim de bu konuda yazdığım, şu linkteki: https://halitcengizuzuner.com/turkce/raporlar/bunu-kim-yazdi.html" yazımı okumaya vakit bulabilirseniz, size buraya sığdıramayacağım çok uzun bir yorum yaptığımı görmüş olacaksınız. Üretimlerinizde kalemi kimin tuttuğu hiç önemli olmaksızın verdiğiniz ilham ve bakış açısıyla teşekkürü hak ettiğinizi düşünüyorum, zihninize sağlık.