Claude ile Otomasyon
Tek komutla başlayan, takvime bağlanan ve terminalde biten merdiven. Hangi basamağa kadar çıkmalısın, nerede durmalısın?
Claude’da otomasyonun üç seviyesi var. Birincisi tek komutla çalışıyor, ikincisi kurduğun takvimle, üçüncüsü geri kalan her şeyle.
Bu yazıda üçünü de tek tek anlatacağım. Hangisi ne işe yarıyor, nasıl kuruluyor, nerede durman gerekiyor.
Önce otomasyon!
“Otomasyon” dediğinde insanların aklına iki şey geliyor. Ya kırk kutulu, ipleri birbirine dolanmış bir n8n ekranı. Ya da sen tatildeyken işlerini çeviren tam otomatik bir ajan.
İlki için bir hafta sonunu harcıyorsun, üç hafta sonra açmıyorsun bile. İkincisi hayal. Üstelik kendi adınla içerik yayınlıyorsan tehlikeli bir hayal çünkü her zaman insan süreçte olmalı.
İşe yarayan otomasyon bu ikisinin ortasında bir yerde. Claude da tam orayı üç basamağa bölmüş durumda. Her basamakta kurulum zahmeti biraz artıyor, karşılığında elindeki güç büyüyor.
Kural basit: bulunduğun basamak işini görüyorsa yukarı çıkma.
Seviye 1: Sohbetin içinde skill’ler
Skill dediğim şey aslında bir talimat dosyası. Bir işi nasıl istediğini bir kere yazıyorsun: süreç, kurallar, çıktının formatı. Sonra tetik kelimeyi her yazdığında Claude o dosyayı açıp aynen uyguluyor. Her seferinde baştan anlatmak yok.
Kurması üç adım:
Bağlantıları aç. Ayarlar’dan “Connectors”’a gir. Notion, Gmail, Drive, işin neye değiyorsa onu bağla.
Derdini anlat. “Şuradan veriyi alsın, şununla birleştirsin, şunu güncellesin” de. Skill’i Claude kendisi yazıyor, sen dosyaya elini bile sürmüyorsun.
Dene, boz, kaydet. Gerçek bir örnekle çalıştır, eksik kalan yerleri söyle, düzeltsin. Kaydettikten sonra tek kelimeyle her sohbetten çağırırsın
Benim en çok kullandığım skill, YouTube videolarını içeriğe çeviren. Video linkini yapıştırıp “içerik üret” diyorum. Karşıma marka renklerimde 10 slaytlık bir carousel, açıklama metni ve bir LinkedIn yazısı geliyor. Bu paket eskiden öğleden sonramı yiyordu. Şimdi 15 dakikada önümde; ben sadece elden geçirip yayınlıyorum.
Bir de teklif skill’im var. “Teklif yaz” deyip şirket adını veriyorum. Hizmet kataloğumdan doğru paketi ve fiyatı bulup markalı Word dosyasını hazırlıyor.
Seviye 1 ne zaman yeter? İş senin başlatmanla dönüyorsa. Taslak çıkarmak, biçimlendirmek, gelen kutusunu ayıklamak. Sohbetle yürüyen ne varsa.
Güzel tarafı: teknik kurulum sıfır, çünkü skill’i Claude yazıyor. Okuma ve yayınlama yükünü bağlantılar taşıyor. Telefondan bile çalışıyor.
Tek eksiği var. Düğmeye hep sen basıyorsun. Sohbeti açıp istemedikçe hiçbir şey olmuyor.
Seviye 2: Cowork’te zamanlanmış görevler
Seviye 2 aslında yeni bir şey değil. Seviye 1’de kurduğun skill’i takvime bağlıyorsun, o kadar.
Kurulumu tek bir sohbet. Cowork’e hangi skill’in ne zaman çalışacağını söylüyorsun, bir asistana söyler gibi. Claude iki üç soruyla netleştiriyor, görev kuruluyor. Aynı işi n8n’de kurmak benim bir öğleden sonramı almıştı. Burada beş dakikalık bir konuşma.
Benim sabahlarım böyle başlıyor. Her sabah bir görev rakip taramamı çalıştırıyor: sektör haberlerini tarıyor, kayda değer hamleleri ayıklıyor, günün rakip analizi taslağını klasörüme bırakıyor. Ben hazırlanana kadar taslak hazır oluyor.
Aynı iş düzenli aralıklarla tekrar ediyorsa ve girdiler bağlantılardan geliyorsa, yerin burası. Skill aynı skill, yeniden yazmıyorsun. Terminal yok, kod yok. Ve artık sen istemeden çalışıyor.
Tek pürüz şu: görev çalışacağı saatte bilgisayarın açık olmalı. O yüzden saati masanda olduğun bir vakte kur.
Seviye 3: Claude Code
Seviye 3’te kapılar sonuna kadar açılıyor.
Claude Code senin bilgisayarında çalışıyor. Dosyaların, anahtarını verdiğin her API, kurulu her araç elinin altında.
Kurulumu da korkutucu değil. Terminale tek komut yazıp Claude Code’u kuruyorsun. Skill’lerin olduğu gibi taşınıyor, yeniden yazmak yok. Sonra /schedule deyip saat seçiyorsun. Görev artık Anthropic’in bulutunda dönüyor. Bilgisayar kapalıyken de çalışıyor, gece üçte de çalışıyor. Cowork’ün zamanlanmış görevlerinden farkı tam burası.
Rutin bir kez kuruldu mu gerisini tarayıcıdan yönetiyorsun. Durdur, değiştir, ne çalışmış bak.
Gerçi bende rutine bağlı süreç az. Çoğunu elimle tetikliyorum, her çıktıyı kendim okuyorum. Çünkü işimin büyük kısmı yaratıcı iş. Yaratıcı iş de göz ister, yargı ister, zevk ister.
Bu hafta Seviye 3’te masamda üç şey var:
Pazartesi sabahı pipeline raporu. Teklif listemi tarıyor: kim kaç gündür sessiz, hangi takip gecikti, hangi teklifin tarihi yaklaşıyor. Hepsi tek sayfada, kahvaltıdan önce önümde.
Bu bülteni hazırlayan sistem. Eskiden Cowork’te yazıp Substack’e elimle kopyalıyordum. Şimdi terminal bir yanda, bülten öbür yanda. Neyi değiştirmek istediğimi sesli söylüyorum, ajan tarayıcı Substack’in üstünde canlı düzeltiyor.
AI-First Index rapor hattı. Değerlendirme notlarını ve toplantı kayıtlarını alıyor, altı boyutlu skoru hesaplayıp markalı raporu çıkarıyor. Değerlendirme benim, organizasyon Victor’un.
Şunu da netleştireyim: bu bülteni Victor yazmıyor. Fikir benim, görüş benim, pozisyon benim. Victor montajı yapıyor.
İş akışın birden fazla araca dağılmışsa ve işi bir araçtan alıp ötekine elinle taşıyan sensen, Seviye 3’ün yeri orası.
Karşılığında ne var? Bilgisayarında duran, her oturumda yeniden kullanılan gerçek dosyalar. Tek bir uzun sohbet yerine aynı anda çalışan birkaç ajan.
Bedeli de var ama. Terminalde yaşıyor ve kurulumu ciddi iş. Seviye 1’in 5 dk’da kurduğu işi burada birkaç saatte kurarsın ve test iterasyon önemli.
İpler hep insanda
Bunların hiçbiri kendi başına karar veren bir sistem değil. Hiçbir seviyede. Sıralama da net: Victor taslağı çıkarır, kararı insan verir.
Seviye 1’in sonunda metni okuyan bir insan var. Seviye 2’nin sonunda seni bekleyen bir iş yığını. Seviye 3 koca sistemi neredeyse kendi kendine yürütüyor, ama yayınla düğmesine basan hâlâ insan.
O kontrol adımını kaldırdığın gün, okumadığın bir metni kendi adınla yayınlamaya başlıyorsun demektir. Okuyucu bunu senden önce fark eder. Önce erişimin düşer, sonra güven. Güven bir kere gitti mi kolay kolay geri gelmiyor.
Sıkıcı yarısını Victor’a ver. Kararı kendine sakla.
Ve Seviye 1’den başla. Orada düşündüğünden uzun kal. Bu işten en çok verim alanlar en üst basamağa tırmananlar değil, basamağı işine göre seçenler.
Benim görüşüm net: çoğu insana Seviye 1 yeter. Seviye 3 ise çoğu evde hevesle kurulup boş duran profesyonel mutfak gibi olacak. Bizim evde bir tane var.
Yanılıyor muyum? Sen hangi basamaktasın, yorumlarda konuşalım.




