Çoğu insanın yapay zekayla derdi bu. Akıllı, hızlı, hatta etkileyici. Ama hafızasız. Bugün markanı öğretiyorsun, yarın tanımıyor. Dün üç saatte çıkardığın araştırmayı bir sonraki sohbette yok sayıyor.
74 kurumda 3.700’den fazla kişiye yapay zeka eğitimi verdim. Salonlarda en sık duyduğum itiraz teknik değildi. “Defne, her seferinde sıfırlanıyor. Buna nasıl güveneyim?” Haklılardı. Bir asistan düşün, her sabah amnezi geçiriyor. Ona ekip diyemezsin.
Claude ile bunu yönetebilirsin
Yönetmek için sadece 3 katman gerekiyor.
Birincisi hafıza. Claude’a kalıcı bir klasör açtım. Markamı bir kez yazdım: paletim, fontlarım, ses tonum, asla kullanmayacağım kelimeler. Müşteri notlarımı, projelerimi, geçmiş kararlarımı oraya koydum. Şimdi her oturum bunları okuyarak başlıyor. Artık “ben kimim”i anlatmıyorum. Claude zaten biliyor.
İkincisi beceriler. Tekrar eden işlerimi tek tek kodladım. Müşteri kazanım akışı, teklif yazımı, içerik üretimi. Bir kez öğretiyorum, ardından tek komutla çalışıyor. Bir YouTube videosu veriyorum, karşılığında temizlenmiş transkript, on slaytlık marka renkli carousel ve hazır LinkedIn postu geliyor. Eskiden bu yarım gündü. Şimdi kahve molası.
Üçüncüsü zamanlama. Her sabah belirli bir saatte bir görev kendiliğinden çalışıyor. Görev listemi tarıyor, geciken işleri çıkarıyor, o haftanın önceliklerini güncelliyor. Ben uyurken çalışan bir şef garson gibi. Sabah masaya oturduğumda iş hazır.
Bu ajanlar benim yerime karar vermiyor. Vermesini de istemiyorum.
Claude araştırmanın ilk yüzde 80’ini yapıyor. Rakipleri tarıyor, taslağı çıkarıyor, sayıları topluyor. Ama son yüzde 20, yargı kısmı, bende kalıyor. “Bu müşteriye bu dil ağır gelir.” “Bu rakam doğru ama bu cümle yanlış yerde.” “Burada cesur ol, şurada geri çekil.” Bunlar karar. Ve karar insanın işi.
Viral olan her içerik aslında aynı şeyi söylüyor: yapay zeka güçlü bir araç, ama insan kararı olmadan anlamsız. Claude bana zaman kazandırıyor, beğeni kazandırmıyor. Beğeniyi hâlâ ben kazanmak zorundayım.
Günlük rutinim nasıl görünüyor?
Soyut kalmasın. İşte günümde gerçekten ne oluyor.
Sabah, ben hiçbir şeye dokunmadan: belirli bir saatte bir görev çalışıyor, sektör haberlerini tarıyor ve özetini önüme koyuyor. Aynı saatte ikinci bir görev liste tarıyor, geciken işleri ve o günün, haftanın önceliklerini çıkarıyor.
Gün içinde, ben isteyince: dış görüşme öncesi karşı tarafı araştıran kısa bir brifing. Her yazıdan sonra içeriği LinkedIn, Instagram ve carousel’a dönüştürme. Yeni bülten konuları için araştırma. İlk yüzde 80’i Claude topluyor, son sözü ben söylüyorum.
Haftalık, otomatik: müşteri ve proje notlarımın özeti, bir de rakip taraması.
İş akışımı en çok değiştiren tek talimat şu oldu:
Sana bir şey sorduğumda, yanıtlamadan önce hafızamı ve becerilerimi kontrol et. Sesimi, tercihlerimi ve geçmiş kararlarımı uygula. Bu daha önce yaptığımız bir şeye benziyorsa sıfırdan başlama, o şablondan devam et.
Bu tek cümle Claude’u “akıllı sohbet botu”ndan “gerçek asistan”a çevirdi.
Nasıl kuruluyor? Adım adım
Claude’u tek bir sohbet penceresi gibi değil, bir çalışma sistemi gibi düşün. Yedi yapı taşı, beş adım.
Yedi yapı taşı
Kalıcı hafıza. Ajan konuşmalar arasında her şeyi hatırlıyor: tercihlerin, marka sesin, geçmiş araştırman. Bir kez yazıyorsun, her oturum oradan başlıyor. Ne zaman kullanırsın: her zaman, bu temel.
Öğrenilebilir beceriler. Tekrar eden iş akışlarını yeniden kullanılabilir becerilere kodluyor. Bir işi bir kez yapıyorsun, o kalıbı yakalayıp tek komutla tekrar çalıştırıyor. Ne zaman kullanırsın: bir işi ikinci kez yaptığında.
Bir ajan ekibi. Her şeyi yapan tek ajan kurma, uzmanlar kur. Biri araştırmaya, biri içeriğe, biri rakip takibine. Birbirlerine iş de devrediyorlar. Ne zaman kullanırsın: tekrarlayan akışların olduğunda. Tek kural: bir ajan, bir iş.
Proaktif çalışma ve canlı yönlendirme. Ajan bir sonraki komutu beklemiyor, zamanlanmış çalışıyor. “Her Pazartesi 09:00’da bu haftanın verisini çek” diyorsun, gerisini hallediyor. Çalışırken kilitli kalmıyorsun, yarı yolda yön verebiliyorsun. Ne zaman kullanırsın: otomasyon için. Ajan sen uyurken çalışır.
Bağlantılar. Slack, Gmail, Notion, GitHub, Google Drive, takvim gibi araçlara doğrudan bağlanıyor.
Gerçek aksiyon. Bu ajan sadece konuşmuyor, iş yapıyor: kod çalıştırıyor, tarayıcı kullanıyor, görsel ve içerik üretiyor. Hayal kurmuyor, icra ediyor.
Kalite kontrolü. Çıktıyı kendi standardına göre değerlendirtebiliyorsun. Net ölçütler veriyorsun, ajan kendi işini o ölçütlere karşı denetliyor. Ne zaman kullanırsın: standart tutması gereken tekrar eden işlerde.
Kurulum: beş adım
Önce öğret. Adın, işin, marka sesin, kullandığın araçlar, hangi işlerde yardım istediğin. Beş dakika. Buraya ne koyarsan, bir daha anlatmıyorsun.
Bağlantıları kur. Hangi ajan neye erişecek, ayrı ayrı ver. On beş dakikada en çok kullandığın beş aracı bağla.
İlk beceriyi yükle. Tekrar eden tek bir işle başla.
Otomatiğe bağla. İlk beceri oturduğunda “her sabah şunu yap” de.
Haftalık gözden geçir. Doğru önerileri kabul et, yanlışları reddet. Ekibin böyle akıllanıyor.
Nereden başlamalı
Hızlı: Bugün bir hafıza dosyası aç, markanı bir kez yaz, yarın o dosyayı okuyarak başlamasını iste. Tek hamle.
Dengeli: Bu hafta tekrar eden bir işini beceriye kodla, bir bağlantı kur. Birkaç günde gerçek zaman kazanırsın.
Kapsamlı: Bir ay içinde üç dört uzman ajan kur, her birine kendi işini ve araçlarını ver, en sık işini otomatiğe bağla. Artık tek asistanla değil, ekiple çalışıyorsun ve bu ekibi birbirine bağla.
Mini kontrol listesi
Claude’a kim olduğunu ve marka sesini öğrettin mi?
En çok kullandığın araçları bağladın mı?
Tekrar eden ilk işini beceriye dönüştürdün mü?
Bir görevi zamanlanmış çalışmaya bağladın mı?
Her ajana yalnız ihtiyacı olan erişimi mi verdin?
Haftalık gözden geçirmeyi takvimine koydun mu?
Örnek senaryolar
Soyut kalmasın, gerçek işlere bağlayalım. İşte bugün kurabileceğin ajanlar.
Pazarlama ve içerik tarafında: bir yazı veriyorsun, ajan senin sesinde LinkedIn postu, carousel taslağı ve bülten yazısı çıkarıyor. Tek kaynak, dört kanal. Ya da aylık içerik takvimi: “bu ay sektörümde trend konuları çıkar, haftada üç post planla” diyorsun, önüne hazır takvim geliyor.
Zamanlanmış rakip taraması: “her Pazartesi şu üç rakibi tara, geçen haftayla karşılaştır, değişeni işaretle.” Sen istemeden çalışıyor, masaya oturduğunda özet hazır.
Satış ve danışmanlık tarafında: görüşme öncesi toplantı bilgisi. “Yarınki toplantıdaki kişiyi ve şirketini araştır, beş konuşma noktası ve iki iyi soru çıkar.” Ya da teklif taslağı, senin marka sesinde, geçmiş tekliflerinden öğrenerek. Müşteri kazanım akışını bir beceriye bağlıyorsun: araştır, değerlendir, teklif yaz. Üç adım, tek komut.
Araştırma ve karar tarafında: çok kaynaklı derin araştırma. “Şu konuyu akademik, topluluk ve haber kaynaklarından araştır, uzlaşıyı ve karşı görüşü ayrı ayrı ver.” Ya da araç karşılaştırması: beş çözümü aynı anda tarayıp tek tablo çıkarıyor. İki üç saatlik sekme gezme, yarım saate iniyor.
Kişisel ritim tarafında: her sabah sektör haber özeti mailine düşüyor. Görev listen taranıyor, haftanın öncelikleri önüne geliyor. Sen ilk kahveni içerken iş hazır.
Hepsinin ortak yanı şu: bir kez kuruyorsun, sürekli çalışıyor. Ve hepsinde son söz sende. Ajan hazırlık yapıyor, kararı sen veriyorsun.
Sen de kurabilirsin
Pazarlama tarafında çalışıyorsan bu özellikle işine yarar. Çünkü pazarlamanın yükü tekrar. Aynı brief, aynı rapor, aynı rakip taraması, her ay yeniden. Hafızası olan bir ajan bu tekrarı senden alır.
Ama asıl iş tek asistanda bitmiyor. En güçlü kurulum bir ekip. Bir CMO hiçbir zaman tek başına çalışmaz, yanında uzmanlar olur. Aynısını ajanlarla kurabilirsin. Ben kendi CMO ekibimi böyle düşünüyorum: bir tarafta organik büyüme, diğer tarafta sosyal.
Organik tarafta SEO ajanı seni Google ve Bing’de üst sıraya taşıyor. GEO ajanı ChatGPT, Claude, Perplexity gibi modellerin yanıtlarında seni kaynak gösterttiriyor. Yazar ajanı ise senin sesinle, doğru konularda makaleler üretiyor.
Sosyal tarafta Reddit ajanı müşterilerinin takıldığı başlıkları izliyor, en iyi iki fırsatı önüne koyuyor ve yanıtı taslak olarak hazırlıyor. LinkedIn ajanı sen sahadayken, senin sesinle, paylaşılmaya değer postlar yazıyor.
Tek bir cümleyi tekrar etmem gerek: taslakları ajan yazıyor, son sözü sen söylüyorsun. Her birini okuyup onaylıyorsun. Ekip senin yerine konuşmuyor, senin yerine hazırlık yapıyor.
Bunu pazarlama liderleriyle birlikte canlı kurduğumuz bir workshop hazırladım. Üç saat, 9 Temmuz akşamı, tamamen online. Kendi pazarlama ajanını sıfırdan ayağa kaldırıyorsun, ilk beceriyi yüklüyorsun, çıkışta canlı çalışan bir şey oluyor. Detay ve kayıt: AI CMO Workshop
Katılmasan da bugün başlayabilirsin. Claude’a bir hafıza dosyası aç, markanı bir kez yaz, yarın o dosyayı okuyarak başlamasını iste. Tek hamle.
Sana bir sorum var
Ben şunu düşünüyorum: 2026’da rekabet avantajı en akıllı modelde değil. Modele kendi dünyanı ne kadar iyi öğrettiğinde. Herkes aynı araçlara erişiyor. Ayıran şey, aracın seni ne kadar tanıdığı.
Sen ne dersin? Yapay zekayı her gün sıfırdan mı kullanıyorsun, yoksa seni hatırlamaya başladı mı?



