Bu hafta Victor yeni bir yere daha taşındı. Victor bir insan değil. Önce Claude’da, sonra Clawdbot’ta, sonra Grok’ta test ettiğim ajanım; şimdi de OpenAI’ın bu hafta duyurduğu ChatGPT Dots’ta test ediyorum. Yani Victor da artık bir “Dots”.
OpenAI’ın 29 Eylül 2026 tarihli resmi duyurusuna göre Dots’lar her zaman açık yapay zekâ ajanları. GPT-6 Astra modeliyle çalışıyorlar ve her birinin kendi bulut bilgisayarı var. Onu telefonla arayabiliyorum, Slack’te ona yazabiliyorum. Victor hem buluttaki bilgisayarına hem de benim dizüstü bilgisayarıma bağlı. Ona iş veriyorum, o da çalışıyor.
Son yıllarda onlarca yapay zekâ aracını kurumsal eğitimlerde anlattım, kendi işimde de kullandım. Yeni bir araç çıkınca ilk sorum hep aynı oluyor: “Bu, gerçekten işimi değiştirir mi?” “Dots” için de bu soruyu sordum. Bir de şu soruyu ekledim: Bir süredir kullandığım Grok Bot’tan daha mı iyi?
Geçen hafta “Hangi yapay zeka ajanına güvenebilirsin?” yazısında beş kişisel ajanı yan yana koymuş, Grok Bot’taki bot ekibimi de orada anlatmıştım. Bu yazı onun devamı sayılır: Masaya artık yeni bir oyuncu, Dots da geldi.
Dots nedir, nasıl çalışır?
Basitçe anlatayım. Klasik bir sohbet asistanına soru sorarsınız, o da cevap verir. Dots ise daha çok bir çalışan gibi davranıyor. Kendi bilgisayarı var, uygulamalarınıza bağlanabiliyor ve siz başında değilken de işe devam edebiliyor.
Öne çıkan birkaç özellik:
4.000’den fazla uygulamaya bağlanabiliyor.
Ona ChatGPT, Slack ve Teams üzerinden ulaşabiliyorsunuz.
Hesabınızı etkileyen işlemler otomatik bir kontrolden geçiyor, gerektiğinde sizden onay isteniyor. Şifre değiştirmek gibi hassas işlemler ise her zaman sizde kalıyor.
Kurumlar için satın alma, fatura işleme, e-posta pazarlaması, müşteri desteği ve ticari sözleşmeler gibi alanlarda “uzman Dots” pilotları var.
OpenAI, yönetişim tarafında Microsoft Agent 365 entegrasyonu üzerinde çalıştığını da söylüyor.
Benim için en önemli fark şu: Dots, ChatGPT’nin içine doğal olarak yerleşmiş. İlgili hafızanız, geçmiş konuşmalarınız ve bağlı uygulamalarınız varsayılan olarak ona açık. Zaten ChatGPT kullanıyorsanız Dots’unuz sizi sıfırdan tanımaya başlamıyor. Bu ciddi bir avantaj.
Kendi testim: Hangisi trendleri daha iyi araştırıyor?
Grok Bot’ta benim için haberleri ve tweet’leri araştıran bir botum var. Adı “Trend Scout”. Ona bir trend gönderi taraması yaptırdım. Aynı taramayı Dots’ta da yaptırdım.
Sonuç beni şaşırttı. İkisi birbirinden tamamen farklı sonuçlar buldu.
Hangisi daha iyi? Dürüst olayım, söyleyemiyorum. İkisinin de bulduklarında değerli şeyler vardı ama örtüşme neredeyse yoktu. Bu bence tek başına önemli bir ders. Aynı soruyu iki farklı ajana sorduğunuzda “tek doğru cevap” almıyorsunuz, iki farklı bakış açısı alıyorsunuz.
Karşılaştırma: Dots, Grok Bot ve Muse
Bu dönemde konuşulan bir ajan daha var: Meta’nın Muse’u. Üçünü kendi gözlemlerim ve resmi bilgiler üzerinden şöyle özetleyebilirim:
Bu üç ajanı yan yana koyunca kendime bir ölçü lazım olduğunu fark ettim. Bence bir ajanın gerçekten kişisel ajan sayılması için dört şeyi yapabilmesi gerekiyor: her zaman açık olmalı, ben bir şey başlatmadan bana kendiliğinden yazabilmeli, ben başında değilken işleri konuşmalar arasında takip edip gerektiğinde bana dönebilmeli ve onayımı alması gereken yerde alarak rezervasyon, satın alma ya da gönderme gibi işleri gerçekten bitirebilmeli. Bu gözle bakınca Muse daha çok kişisel hayata yaslanıyor, Grok Bot iş tarafını ve ajan ekiplerini öne çıkarıyor, Dots ise ChatGPT’nin içinde yaşayan ve hem iş hem kişisel hayat için tasarlanmış tek bir ajan olarak kendine yer arıyor.
Yine de “hangisi daha iyi” sorusunun tek başına eksik olduğunu düşünüyorum. Önceki yazımda kurumlarda duyduğum “Hangi ajana güvenelim?” sorusu için de aynısını söylemiştim. Doğru soru şuydu: “Hangi erişimi, kimin onayıyla, ne kadar süreyle veriyoruz?” Bu soru Dots için de geçerli. O yazıda Grok Bot’un belgelerindeki bir cümleye dikkat çekmiştim: Bir botu silmek, paylaşılan bilgisayardaki dosyaları veya tarayıcı oturumlarını kaldırmıyor. Her Dots’un da kendi bulut bilgisayarı var. OpenAI’ın yardım sayfasında da benzer bir cümle var: Bir uygulamanın bağlantısını kesmek, Dots’un o uygulamadan daha önce edindiği bilgiyi silmiyor; bunun için Dots’u silmeniz gerekiyor. Yani Dots’a hangi hesaba, ne kadar süreyle erişim verdiğimi ve işi bitince orada neyin kaldığını ben takip etmeliyim.
Dots işe odaklanıyor ve sizi tanıyor. Grok Bot’un gücü ise ekip olması. Grok Bot’ta birbiriyle konuşan birden fazla bot kurabiliyorsunuz. Dots’ta şimdilik tek bir Dots var. Dots’u izlerken şunu hissettim: Şu an Grok Bot’un özelliklerine yetişmeye çalışıyor. Açık konuşayım, ilk izlenimim “yani temelde OpenClaw” oldu. Biraz daha kurcalayınca da aklımdan geçen şuydu: sarı bir Grok Bot.
Beni şaşırtanlar
1. Aynı görev, tamamen farklı sonuçlar. Ajan seçmek, bir anlamda hangi “bakış açısını” işe aldığınızı seçmek demek.
2. Dots Substack’e giremedi. Grok Bot, Substack hesabıma giriş yapabiliyor. Dots giremedi. “4.000+ uygulama” kulağa çok hoş geliyor ama ajan her gün kullandığınız araçta takılabiliyor. Bir aracı seçmeden önce kendi iş akışınızda denemenin önemi burada ortaya çıkıyor.
3. OpenAI çalışanları Dots’larını ekip sohbetine katıyor. DevDay sunumunda OpenAI’ın ürün lideri, çalışanların Dots’larını en baştan grup sohbetlerine ve Slack yazışmalarına kattığını anlattı. Artık bir iş geldiğinde o yazışmayı kendi Dots’una iletip işi ona bırakıyorlar, Dots’lar da hem çalışanlarla hem birbirleriyle konuşuyor. Bu bana şunu gösterdi: Bu araçları geliştirenler onları bir kenarda denemiyor, günlük işin ortasına koyuyor ve birbirlerinin nasıl kullandığını görerek öğreniyor. Kurumlarda da aynısını yapmalıyız.
4. ChatGPT arayüzü giderek karmaşıklaşıyor. ChatGPT, Codex, Spaces, zamanlanmış görevler ve şimdi de Dots. Her biri tek başına mantıklı ama hepsi bir araya gelince, özellikle yeni başlayan biri için kafa karıştırıcı olabiliyor. Eğitimlerde en sık duyduğum soru zaten “Hangisini ne zaman kullanacağım?”
Büyük resim: Yapay zekâ merkezli bir Slack
Bu deneyden aklımda kalan en önemli fikir şu oldu. Asıl fırsat “hangi ajan daha iyi” sorusunda değil. Asıl fırsat, insanların ve ajanların birlikte çalıştığı, yapay zekâ merkezli bir Slack’te.
Victor’u Slack’e bağladığım an bunu hissettim. Ajan artık ayrı bir sekmede, ayrı bir uygulamada değil. Ekibin konuştuğu yerde. Grok Bot’un bot ekibi fikriyle bunu birleştirin: bir kanalda insanlar, bir araştırma ajanı, bir analiz ajanı ve birbirine iş devreden botlar. Bence önümüzdeki dönemin çalışma ortamı böyle görünecek.
Dots’u ilk deneyenlerden biri de bir incelemede buna çok benzeyen bir an anlatıyor: Uçuş değiştirirken Dots’u, kendisinin görmediği bir Slack yazışmasını okumuş ve yeni uçuşun ekipteki bir video çekimiyle çakışabileceği konusunda onu uyarmış. Aynı incelemede bir örnek daha var: bir yatırımcı görüşmeyi kaydırmak için e-posta attığında Dots bunu kendiliğinden fark etmiş ve kimse bunun için bir rutin kurmamışken görüşmeyi değiştirmeyi teklif etmiş. Bunlar iyi haber. Kurumsal açıdan diğer yüzü de şu: Ajan, sizin okumadığınız yazışmaları da okuyor.
Ara not: “Salt okunur” yetmez
Victor’la çalışırken kafamda birkaç cümle dönüp durdu.
Birincisi: Salt okunur yetki sabotajı durdurur ama gözetimi durdurmaz. Bir ajan hiçbir şeyi değiştirmeden de hakkınızda çok şey öğrenebilir. Okuma yetkisi bile farklı sistemlerdeki bilgiyi, tek tek hiçbir uygulamanın izin vermeyeceği biçimde bir araya getirebiliyor.
İkincisi: Tercihlerinizi hatırlayıp “dur” dediğinizi unutan bir ajan, yanlış şeyi hatırlıyordur. İzni geri aldığınız an, ajanın kuyruktaki işleri için de geçerli olmalı.
Üçüncüsü: Sunucunun dikkate almadığı bir Durdur butonu, güzel bir animasyondan ibarettir. Kontrol menüde değil, yetki politikasında olmalı.
Ve iş modeli tarafı: Konuşmak bedava, çalışmak ücretli. 7/24 çalışan bir ajan, bir kez izin verdiğiniz ve kendi makinesi olan bir kiracıya benziyor. Hightower’ın aynı yazıdaki cümlesi de aklımda kaldı: “Kalıcı, asla ölümsüz anlamına gelmemeli.” Her ajanın bir sahibi, bir görev tanımı ve bir emeklilik tarihi olmalı.
Bu “kiracı” benzetmesi beni önceki yazımdaki soruya geri götürüyor: Hangi erişimi, kimin onayıyla, ne kadar süreyle veriyoruz? Kiracıya anahtarı bir kez veriyorsunuz ama sözleşmeyi, süreyi ve hangi odalara girebileceğini de siz belirliyorsunuz.
Kurumsal yöneticiler için ne anlama geliyor?
25 yılı aşkın kurumsal deneyimimde ve 97 kurumda 6.000’i aşkın katılımcıyla yaptığım yapay zekâ eğitimlerinde hep aynı şeyi gördüm: Teknoloji hızlı geliyor, kurumlar yavaş hazırlanıyor. Bu yüzden önerilerim pratik:
Önce yetkileri tasarlayın. Daha önce bu konuyu ayrıntılı yazmıştım. Orada önerdiğim üç satırlık bir kural vardı: hangi bağlayıcılar onaylı, hangi aksiyonlar onay arkasında, erişim denetimi hangi sıklıkla yapılıyor. Göndermek, satın almak, silmek ve izin değiştirmek gibi fiillerde son tıklama insanda kalmalı. Dots’un resmi duyurusundaki yaklaşım bu kurala yakın: Hesabı etkileyen işlemler otomatik kontrolden geçiyor, gerektiğinde onay isteniyor, şifre değişikliği gibi hassas işlemler kullanıcıda kalıyor. Bu iyi bir başlangıç ama kurumun kendi kurallarının yerini tutmaz. “Her şey varsayılan olarak bağlı” cümlesi kullanıcı için rahatlık, BT ve uyum ekipleri için ise bir soru işareti. O yazıda da söylediğim gibi: “Ürün ne kadar ‘kendiliğinden çalışırsa’, arkada ne yaptığını denetlemek o kadar zorlaşıyor.”
Tek araca bağlanmayın, karşılaştırın. Benim testimde iki ajan tamamen farklı sonuçlar verdi. Kritik araştırmalarda birden fazla kaynak kullanın ve sonuçları bir insanın değerlendirmesini şart koşun.
Kendi iş akışınızda pilot yapın. Substack örneğinde gördüğüm gibi, vitrindeki entegrasyon listesi sizin gerçek sisteminizde çalışacağı anlamına gelmiyor. Küçük bir ekiple, gerçek bir süreçte başlayın. Uzman Dots pilotlarının satın alma, fatura, müşteri desteği ve sözleşme gibi alanlara odaklanması da iyi bir başlangıç.
İç paylaşım kültürü kurun. OpenAI çalışanları Dots’larını ekip sohbetlerine kattığı için birbirlerinin nasıl kullandığını her gün görüyor. Siz de ajanları ekibin konuştuğu kanala alın ve ayrıca bir paylaşım kanalı açın. Çalışanlarınız hangi ajanı ne için kullandığını orada paylaşsın. En iyi kullanım örnekleri genelde yukarıdan değil, sahadan gelir.
Ajanlar her ay değişecek. Geçen hafta Instinct, Grok Bot konuşuluyordu, bu hafta Dots. Önceki yazımda da dediğim gibi, erişim kuralınız ise değişmemeli. Kuralı bir kere yazın, içine o ay denediğiniz ajanı koyun.
Son bir pratik not: Dots şu an bireysel tarafta yalnızca ChatGPT Pro abonelerine açık; kurumlar için ise Business Premium’da ve yöneticinin açması halinde Enterprise’da beta olarak sunuluyor. Dağıtım kademeli, yani hesabınıza ulaşması birkaç gün sürebilir.
Son söz
Peki Dots, Grok Bot’tan daha mı iyi? Cevabım: Henüz değil, ama farklı. Dots, ChatGPT’deki hafızanız ve bağlantılarınız sayesinde sizi daha iyi tanıyor. Grok Bot ise ajanları bir ekip gibi çalıştırmada önde. İkisi de henüz her kapıyı açamıyor.
Bugün Grok Bot, Muse ya da Instinct kullanıyorsanız, ben şimdilik olduğunuz yerde kalmanızı öneririm. ChatGPT’yi yoğun kullanıyor ve bu yeni ajan kategorisini merak ediyorsanız Dots’u denemeye değer, ama asıl derdiniz iş bitirmekse bir iki hafta beklemek daha akıllıca olur. Ben denemeye devam edeceğim, çünkü hızla geliştiğini şimdiden görüyorum.
Victor’la çalışmaya devam edeceğiz.
Size sorum: Siz ekibinize bir yapay zekâ ajanı katsaydınız, ona ilk olarak hangi işi verirdiniz? Yorumlarda buluşalım. Araçlar değişir, ama cevaplanması gereken ilk soru hep budur.






Bu bahsettiğiniz deneme aşamasını kurumlarda öncelikle operasyon grup liderleri yapacak diye düşünüyorum. Hangi ajanın ne amaçla, kim tarafından ve hangi yetkiyle kullanılacağı belirlendikten sonra operasyon elemanları (sayıları bir hayli azalmış olarak) standart uygulamalarla işi sürdürecektir . Doğru mu anlıyorum ?
Bu arada çok net ve açıklayıcı anlatımınız için sizi kutlarım.