İş aramanı yapay zeka ile yürüt.
Sırrı tek tek prompt yazmak değil. Bir kez deneyim kütüphaneni kur, CV’den maaş pazarlığına kadar her başvuru oradan beslensin.
İş ararken yapay zekayı çoğu insan şöyle kullanıyor. İlanı kopyalıyor, “bana bu ilana göre bir CV yaz” diyor. Çıkan metin güzel ama seni anlatmıyor. Genel. Herkese uyabilir, kimseyi tarif etmez. Sonra bir sonraki ilana geçiyor ve aynı şeyi baştan yapıyor. Her başvuruda sıfırdan.
Örneğin CV’de şu cümle çıkıyor: “ekip çalışmasına yatkın, sonuç odaklı bir profesyonelim.” Bu cümle senin de olabilir, başka birinin de. Oysa “üç kişilik ekiple raporlama süresini üç günden dört saate indirdim” cümlesi sadece senin. Aradaki fark, yapay zekanın seni tanıyıp tanımaması.
Sorun yapay zekada değil. Sorun, ona hafıza vermemende.
Bir kariyer koçunun sana kattığı asıl şey de zaten “güzel cümle” değil. Seni bir kez oturtup geçmişini anlaması. Neyi başardığını, hangi rakamın arkasında durduğunu, gerçekten ne istediğini çıkarması. O bilgi bir kez ortaya çıkınca CV’yi de, mülakatı da, pazarlığı da kolaylaştırıyor.
Değiştiren tek fikir: deneyim kütüphanesi
Otur ve bir kez yap. Bir buçuk, iki saat. Adı deneyim kütüphanesi. İçine şunları koyuyorsun:
Her iş rolün. Her rol için dört, altı madde. Ve her maddenin arkasında ölçülebilir bir sonuç: bir rakam, bir oran, bir süre. Beş yedi imza hikayen, durum-görev-aksiyon-sonuç düzeninde. Yetkinliklerin, kullandığın araçlar. Hedef rolün, hedef maaş aralığın ve pazarlıkta altına inmeyeceğin sınır.
Tek kural var: rakam uydurma.
Bir sonucu sayıya dökemiyorsan, sahte bir metrik yazmak yerine “doğrulanmamış” diye işaretle. Sonra ya gerçek sayıyı bul ya da dürüst bir tahminle değiştir. Kütüphanene giren her uydurma rakam, oradan CV’ne, ön yazına ve mülakat cevabına geçer. Temiz bir kütüphane senin en değerli varlığın.
Kütüphaneyi kurmak için kendini yapay zekaya mülakat yaptır. Şunu kopyala:
Sen deneyimli bir kariyer koçusun. Bana tek tek soru sorarak bir
"deneyim kütüphanesi" kurmama yardım et. Şu başlıkları sırayla,
her seferinde TEK bir soru sorarak doldur:
1. Kısa kimlik ve iki cümlelik asansör konuşması
2. Her iş rolüm için 4-6 madde. Her madde ölçülebilir bir sonuçla:
rakam, oran ya da süre.
3. 5-7 imza hikayem (durum, görev, aksiyon, sonuç)
4. Yetkinlikler ve kullandığım araçlar
5. Hedef rol, hedef maaş aralığı, pazarlıkta çekileceğim alt sınır
Kural: Bir rakamı ben veremiyorsam sen uydurma. "Doğrulanmamış"
diye işaretle, sonra birlikte gerçek sayıyı bulalım.
Türkçe konuş, tek seferde tek soru sor, cevabımı bekle.Bu dosya senin ana kaynağın. Bir kez kur, yılda bir tazele.
Sonra her şey bu kütüphaneden besleniyor
İşin güzel tarafı burada başlıyor.
Kütüphaneye bir kez yazdığın bir hikaye, örneğin “üç kişilik ekiple raporlama süresini üç günden dört saate indirdim” cümlesi, tek bir yerde durmuyor. CV’nde bir madde oluyor. Ön yazında açılış kancası oluyor. Mülakatta “en zorlu projeni anlat” sorusunun cevabı oluyor. Maaş pazarlığında masaya koyduğun kanıt oluyor.
Bir kez yazıyorsun. Beş yerde kullanıyorsun.
Tek tek prompt yazmakla, iş aramanı yapay zeka ile sistemleştirmek arasındaki fark bu.
LinkedIn’i de aynı kütüphaneden doldur
LinkedIn profilin çoğu insan için işin ilk geldiği kapı. İşe alım uzmanları önce oradan bakıyor. Ama çoğu profil güncel değil.
Kütüphaneni açtıktan sonra LinkedIn’i de oradan doldur. Başlığını, “hakkında” bölümünü, deneyim maddelerini aynı içerikle güncelle. Başlık, rolünü ve seni ayıran tek şeyi söylesin. “Tutkulu profesyonel” gibi genel sıfatlar değil. Hakkında bölümü dört kısa paragraf olsun: şu an ne yapıyorsun ve kanıtı, yıllar içinde neyi iyi yaptın, sırada ne arıyorsun, sana nasıl ulaşılır.
Sonra üç gün üst üste küçük bir hareket. Bir gönderi paylaş, birkaç yorum yaz, birkaç bağlantı ekle. Algoritma hareketli profili öne çıkarıyor. Ve görünürlük, gelen kutunu değiştiriyor. İş aramanın en sessiz kısmı, kimse sana yazmadığı zaman geçen haftalar. Görünür bir profil o sessizliği kırıyor.
İş aramanın dört durağı
Kütüphane kurulduysa, her başvuru aynı dört duraktan geçiyor.
Birinci durak: ilanı anla.
CV yazmadan önce ilanı anlaman lazım.
İlanı yapay zekaya analiz ettir. Zorunlu nitelikleri tercih edilenlerden ayırsın. En çok tekrar eden anahtar kelimeleri çıkarsın. İşi verenin muhtemelen en çok önemsediği üç şeyi tahmin etsin. Ve sana dürüst bir uyum notu versin: bu ilana gerçekten uyuyor musun, yoksa zorluyor musun.
Şu iş ilanını analiz et [ilanı yapıştır]. Bana ayrı ayrı çıkar:
- Zorunlu vs tercih edilen nitelikler
- İlanda en çok tekrar eden 10-15 anahtar kelime
- İşi verenin muhtemelen en çok önemsediği 3 şey
- Kütüphanemle bu ilanın uyumu: uyumlu / orta / uyumsuz
Sonunda tek cümlede söyle: başvurayım mı, enerjimi başka yere mi vereyim?Cevap “uyumsuz” ise, o başvuruyu bırak. Otuz zayıf başvuru yerine altı isabetli başvuru daha çok kapı açıyor.
İkinci durak: CV ve ön yazı.
Kütüphaneni ve analiz edilmiş ilanı yapay zekaya ver, CV’yi ilana göre uyarlasın. Kütüphanede bir kanıt yoksa, o beceriyi CV’ye yazma, ön yazıda ya da mülakatta telafi et.
Ön yazıda üç ton dene: profesyonel, samimi, cesur. Cesur olan bir görüş cümlesiyle açar, hikayeni o görüşün kanıtı olarak kurar, somut bir teklifle biter. Bazı şirkette fazla gelir. Bazı şirkette tam isabet. Sen hangisine yazdığını bilirsin.
Üçüncü durak: mülakat.
Mülakat cevaplarını sıfırdan yazma. Kütüphanendeki imza hikayeler zaten cevabın. Yapay zekaya “şu yetkinlik için hangi hikayemi kullanayım” diye sor. Her hikayenin üç uzunluğu olsun: 30 saniyelik hızlı versiyon, 90 saniyelik varsayılan, üç dakikalık derin versiyon. Görüşmeci ne kadar isterse o kadar.
Bir de görüşmeciye soracağın soruları hazırlat. “Kültür nasıl” gibi genel değil. Role ve şirkete özel. Soru sormayan aday hazırlıksız görünüyor.
İki küçük detay çoğu adayın atladığı yerde fark yaratıyor. Birincisi: kütüphanende karşılığı olmayan bir soru çıkarsa, yapay zeka onu işaretlesin. “Bu soruya hazır hikayen yok” desin, sen de görüşmeden önce bir tane hazırla. İkincisi: görüşmeden sonraki 24 saat içinde kısa bir teşekkür notu yaz. Çoğu aday atlıyor. Ayrışmak bu kadar ucuz.
Dördüncü durak: teklif ve pazarlık.
Burada çoğu insan para bırakıyor, çünkü sormuyor.
Rakamlar net. CareerBuilder araştırmasında işverenlerin yüzde 73’ü ilk teklifte maaş pazarlığına açık olduğunu söylüyor. Ama çalışanların yüzde 55’i hiç sormuyor bile. Soranların ise yüzde 85’i istediğinin en azından bir kısmını alıyor.
Yani masada iki kişi var. Biri pazarlığı bekliyor. Diğeri sormaya çekiniyor. Kaybeden hep aynı taraf.
Yapay zekaya teklifi ver, üç şey istesin: dört yıllık toplam paket hesabı, üç ayrı karşı-teklif senaryosu (agresif, dengeli, temkinli) ve işverenin muhtemel itirazlarına hazır cevaplar. Bir e-posta taslağı, bir de telefon için konuşma notu çıkarsın.
Tek sınır şu: sahte bir alternatif teklif uydurtma. “Başka bir yerden şu teklifi aldım” diye blöf yaptırma. Yakalanırsan teklif geri çekilir, ilişki biter. Yapay zeka senin gerçek gücünü kullanmalı, hayali bir gücü değil.
En güçlü kanal, ilan formu değil
Bir not daha, çünkü çoğu insan bunu hiç yapmıyor. İş aramanın en yüksek getirili hamlesi, işi veren yöneticiye doğrudan yazmak.
İlan formuna başvuru seni yüzlerce kişilik bir yığının içine atıyor. Oysa doğru kişiye kısa ve kişisel bir mesaj o yığını atlıyor. Yapay zekaya kütüphaneni ve şirketi ver, o kişiye yazacağın üç cümlelik bir mesaj organize etsin. Kim olduğun. Neden tam bu ekip. Ve onlara somut olarak ne getirdiğin. Genel bir mesaj değil, o şirkete özel bir mesaj.
Çoğu mesaj cevapsız kalır, bunu baştan kabul et. Ama cevap veren tek kişi, seni yüz kişilik yığından çıkarıp masaya oturtuyor. Bir “evet”, elli “belki”den değerli.
İş araman bir satış hunisi. Öyle izle.
Kırk başvuru yaptıysan ve hangisinin nerede olduğunu hatırlamıyorsan, kör uçuyorsun.
Basit bir tablo tut. Şirket, rol, başvuru tarihi, durum. Yapay zekaya haftada bir sordur: hangi başvurular iki haftadır sessiz, kime nazik bir hatırlatma atayım.
Ama tablonun asıl işi başka. Sana bir oran veriyor. Kaç başvuru yaptın, kaçından ilk görüşme geldi. Bu oran çok düşükse sorun ilanlarda değil, CV’nde. Geri dön, kütüphaneni ve uyarlamayı gözden geçir. Çalışmayan bir CV’yle kırk yerine seksen yere başvurmak seni işe sokmuyor. Sadece iki kat daha hızlı yoruyor.
Tahminle değil, ölçümle ilerle.
İnsan neyi tutar, yapay zeka neyi yapar
Bu yazının en önemli cümlesi bu bölümde.
Yapay zeka taslağı yazar. Anahtar kelimeyi eşler. Hikayeni üç uzunluğa böler. Pazarlık senaryosunu hesaplar. Hepsi saniyeler içinde.
Ama kütüphanenin doğru olması senin işin. CV’ndeki her rakamın arkasında durabilmen senin işin. Mülakatta bir sayıyı savunman senin işin. Uydurulmuş bir metrik iki soruda çöker. Ve o odada yapay zeka yanında oturmuyor.
Yapay zeka iş aramanı hızlandırır. Ama iş aramanı sen kazanırsın.
Peki bunun bir sakıncası yok mu
Dürüst olacağım, kafamı kurcalayan bir taraf var.
Herkes iş aramasını yapay zeka ile sistemleştirirse, bütün başvurular birbirine benzemeye başlamaz mı? Aynı temiz cümleler, aynı düzgün ön yazılar, aynı mükemmel CV’ler. İşi veren tarafta bir süre sonra hepsi tek sese dönüşmez mi?
Ben şuna inanıyorum: kazanan, yapay zeka kullanan değil. Kazanan, yapay zekaya başkasında olmayan gerçek ve spesifik bir şey veren. O yüzden bütün mesele kütüphaneye ne koyduğun. Boşsa, en iyi prompt bile boş çıktı verir.
Belki bir süre sonra bu da yetmeyecek. Sen ne düşünüyorsun? İşe alım tarafındaysan, yapay zekayla yazılmış başvuruları ayırt edebiliyor musun, yoksa hepsi mi benziyor? Yorumda yaz, gerçekten merak ediyorum.
Son söz
Pazar sabahı bir buçuk saatini ayır. Kütüphaneni kur. Gerisi kendiliğinden gelir.
#YapayZeka #İşArama #KariyerGelişimi #CV #ChatGPT #Claude



