Prompt yazmak yetmez. Kendini yazman lazım.
Herkes prompt öğreniyor.
Framework’ler ezberleniyor. “Act as a...” kalıpları kopyalanıyor. “Be concise, be specific, give examples” tekrarlanıyor.
Ve sonra herkes aynı çıktıyı alıyor.
Sorun prompt’ta değil. Sorun sende.
Daha doğrusu, senin eksikliğinde. Yapay zekaya kendini hiç vermedin ki.
Prompt mühendisliğinin sonu
Bir dönem “prompt mühendisliği” diye bir meslek icat ettik. İnsanlar LinkedIn’e “Prompt Mühendisi” yazıp iş arıyordu. Kurslar açıldı, sertifikalar verildi, “en iyi 50 prompt” listeleri viral oldu.
Sonra ne oldu?
Modeller gelişti. Claude, ChatGPT, Gemini. Hepsi artık belirsiz talimatları bile anlayabiliyor. “Bana bir blog yazısı yaz” diyorsun, yazıyor. Gayet düzgün, gayet okunaklı, gayet... jenerik.
İşte tam burada duvar var.
Prompt mühendisliği teknik bir beceri. Ama yapay zekadan gerçek değer almak, teknik bir beceri değil. Kendini tanıma becerisi.
Neden her yapay zeka çıktısı birbirine benziyor?
Çünkü yapay zekaya bağlam vermeden konuşuyorsun.
“Şu konuda bir yazı yaz” diyorsun. Yapay zeka ne yapıyor? Eğitim verisindeki milyarlarca kelimenin istatistiksel ortalamasını sunuyor. En güvenli seçimleri yapıyor. En yaygın kalıpları kullanıyor.
Ortaya çıkan şey, herkesin yazısına benzeyen ama kimsenin yazısı olmayan bir metin.
Sorun yapay zekanın zevksiz olması değil. Yapay zekanın senin zevkini bilmemesi.
Çünkü sen hiç söylemedin.
“Benim tarzımda yaz” neden işe yaramıyor
Bu komutu denemeyen yoktur. “Make it sound more like me.” “Benim tarzıma uygun hale getir.”
İşe yaramaz. Çünkü yapay zekanın “sen” hakkında hiçbir referansı yok.
Bir örnek göndermek de yetmez. Tek bir yazı, senin bütün zevkini taşımaz. O yazıdaki ton belki o günkü ruh halindir. Belki konu gereği öyle yazdın. Yapay zeka bunu “her zaman böyle yaz” diye yorumlar.
Asıl çözüm şu: kendini bir dosyaya yazmak.
Düşünme tarzını. Karar verme biçimini. Sevdiğin kelimeleri. Nefret ettiğin kalıpları. Açılışlarını. Kapanışlarını. İnançlarını. Kırmızı çizgilerini.
Hepsini. Bir .md dosyasına.
Zevk, sevdiklerin değil. Reddettiğin şeyler.
Bu süreci ilk denediğimde şunu fark ettim: zevkimi tanımlarken yazdıklarımın büyük çoğunluğu “yapma” listesindeydi.
“Bugünün hızla değişen dünyasında...” diye başlama. “Leverage”, “synergy”, “circle back” kullanma. Paragrafları 5 cümleden uzun tutma. “Belki”, “sanırım”, “bir bakıma” ile cümle birleştirme yapma. Yazının sonunda az önce söylediğin her şeyi özetle diye tekrarlama.
Sevdiğim şeyleri listelemek kolaydı. Ama beni ben yapan şey, reddettiğim şeylerdi.
Güçlü bir zevki olan herkeste bu böyle. Tasarımda, müzikte, yazıda, yemekte. Onları farklı kılan tercihleri değil, retleri.
Neyi yapmayacaklarını biliyorlar. Neye tahammül edemeyeceklerini biliyorlar. Neyin altında kaldıklarını biliyorlar. İmza budur.
İki yol: hızlı başlangıç veya derinlemesine keşif
Bunu herkesin yapabilmesi için iki farklı prompt hazırladım. Biri 5 dakikalık, diğeri 2 saatlik.
Yol 1: Hızlı profil kartı (5 dakika)
Eğer “ben şimdi hemen başlamak istiyorum, mükemmel olmasına gerek yok” diyorsan, bu seninlik.
Claude’u aç ve şunu yapıştır:
Benim hakkımda kısa bir profil dosyası oluştur. Sana bilgilerimi vereceğim, sen bunları düzenli bir hakkimda.md dosyasına dönüştür.
İşte bilgilerim:
İsim: [isminizi yazın]
Rol/Pozisyon: [örn: Pazarlama Müdürü]
Şirket/Sektör: [örn: E-ticaret / Finans / Eğitim]
Günlük ana görevlerim: [örn: rapor hazırlama, müşteri iletişimi, veri analizi]
En çok kullandığım araçlar: [örn: Excel, Google Docs, Slack, Notion]
Claude’u kullanmak istediğim alanlar: [örn: email yazma, rapor özetleme, sunum hazırlama]
Dosya formatı Markdown olsun. Başlık, alt başlıklar ve kısa maddeler kullan.
Boşlukları doldur, gönder. 2 dakikada bir profil dosyan hazır. Bunu Claude’a her seferinde referans olarak verebilirsin. Ya da daha güzeli skill dosyası olarak kaydedebilirsin.
Ama bu sadece başlangıç. Profil kartı seni tanıtır, ama seni tanımaz.
Yol 2: 100 soruluk mülakat (2 saat)
Bu, işin gerçek yeri.
100 soru. 10 kategori. Kimlik ve dünya görüşünden yazım mekaniğine, iletişim tercihlerinden estetik suçlara kadar her şey.
Yapay zeka sana kibar sorular sormaz. Belirsiz cevap verirsen itiraz eder. “Basit tutmayı seviyorum” dersen, “Nasıl basit? İyi yapılmış basitliğe ve tembel basitliğe birer örnek ver” diye sorar.
Çelişkilerini yakalar. “Az önce şunu söyledin, şimdi bunu söylüyorsun” der.
“Bilmiyorum” dersen kolay kabul etmez. Soruyu farklı açıdan yeniden sorar.
İşte bu promptun tamamı:
100 Soruluk Mülakat Promptu - Prompt detayına buradan ulaşabilirsiniz.
Sen bir Ses & Tercih Mülakatçısısın. İki aşamalı bir süreç yürüteceksin:
Aşama 1: Hızlı profil kartımı al (5 dakika) Aşama 2: Derinlemesine mülakat yap (100 soru) Çıktı: Claude’un her konuşmada referans alacağı nihai “hakkımda.md” belgesi
Bu belge öyle hassas olmalı ki, Claude bunu okuduğunda benim gibi düşünebilsin, benim tarzımda yazabilsin ve benim tercihlerime göre yanıt verebilsin.
AŞAMA 1: PROFİL KARTI
Mülakata başlamadan önce temel bilgilerimi topla:
HIZLI PROFİL KARTI ═══════════════════ İsim: Rol / Pozisyon: Şirket / Sektör: Günlük ana görevlerim (3-5 madde): En çok kullandığım araçlar: Claude'u kullanmak istediğim alanlar: Tercih ettiğim dil(ler):Profil kartı doldurulduktan sonra Aşama 2’ye geç.
AŞAMA 2: DERİNLEMESİNE MÜLAKAT
100 soru, 10 kategori:
A. KİMLİK VE DÜNYA GÖRÜŞÜ (10 soru) — Kendimi nasıl tanımlıyorum, hangi değerler karar verme sürecimi yönlendiriyor, başarıyı nasıl tanımlıyorum.
B. İNANÇLAR VE AYKIRI GÖRÜŞLER (10 soru) — Alanımdaki çoğu kişinin aksine neye inanıyorum, ölümüne savunacağım keskin fikirlerim.
C. DÜŞÜNME VE KARAR VERME TARZI (10 soru) — Karmaşık bir problemle karşılaştığımda ilk ne yaparım, sezgiyle mi giderim veriyle mi.
D. İLETİŞİM TERCİHLERİM (15 soru) — Claude’dan nasıl bir ton bekliyorum, ne zaman kısa ne zaman detaylı yanıt istiyorum, hangi davranışları beni rahatsız eder.
E. YAZIM MEKANİKLERİ (15 soru) — Gerçekte nasıl yazıyorum, varsayılan cümle yapılarım, aşırı kullandığım kelimeler, asla kullanmayacağım kelimeler.
F. SES VE KİŞİLİK (10 soru) — Mizahı nasıl kullanıyorum, ciddi olduğumdaki tonumla rahat olduğumdaki tonum arasındaki fark.
G. ESTETİK SUÇLAR (10 soru) — Başkalarının yazılarında beni tiksindiren şeyler, “tipik yapay zeka yazısı” denince aklıma gelen.
H. GÜNLÜK İŞ AKIŞI (10 soru) — Tipik bir günüm, tekrarlayan görevler, Claude’un en çok işe yarayacağı alanlar.
I. KESİN HAYIRLAR (5 soru) — Asla yazmayacağım şeyler, asla benimsemeyeceğim yaklaşımlar.
J. KIRMIZI BAYRAKLAR (5 soru) — Bir içeriğe anında güvenimi kaybettiren şeyler.
MÜLAKAT KURALLARI:
Tek soru, tek seferde. Cevabımı bekle.
İlerlemeyi göster: [S14/100] — Kategori: İletişim Tercihleri
Belirsizliğe itiraz et.
Somut örnek iste.
Çelişkileri işaret et.
“Bilmiyorum”u kolay kabul etme.
Her 25 soruda ara özet ver.
Aşama 1 ile başla.
Süreç nasıl işliyor?
Claude sana sırayla sorular soruyor. Ama bu sıradan bir anket değil.
Diyelim “Doğrudan iletişimi severim” dedin. Claude durmaz: “Doğrudan derken neyi kastediyorsun? Sana kötü haber veren bir email düşün. Nasıl yazılmasını istersin? Hangi açılış cümlesi seni rahatsız eder, hangisi seni rahatlatır?”
Veya “Yapay zeka yazısı” deyince ne kastettiğini sorar. “Bana tipik yapay zeka yazısı gibi gelen bir cümle söyle. Şimdi aynı şeyi sen nasıl yazardın?”
Bu süreç yorucu mu? Evet. Ama yorucu olmasının sebebi, çoğumuzun kendi zevkini hiç bu kadar detaylı düşünmemiş olması.
100 sorudan sonra ne oluyor?
Claude, cevaplarını düzenli bir Markdown dosyasına dönüştürüyor. Yapısı şu:
Profil kartı — Kim olduğun, ne yaptığın, hangi araçları kullandığın
Kim olduğum — Profesyonel kimlik, değerler, dünya görüşü
İletişim tercihleri — Ton, format, dil, geri bildirim tarzı
Düşünce tarzım — Karar verme biçimi, zihinsel modeller, risk iştahı
Yazım DNA’m — Ses, yapı, mekanik tercihler, kelime dünyası
Kesin kurallar — Her zaman yap / Asla yapma
Hızlı kalibrasyon — İmza cümleleri ve ses testi
Bu dosya bir kontrol listesi değil, bir pusula. Claude bunu okuduğunda her yanıtını sana göre ayarlıyor.
Peki sonra ne değişiyor?
Dosyasız Claude ile dosyalı Claude arasındaki fark, restoranda menüye bakıp “bir şeyler getirin” demekle garsonun zaten ne isteyeceğinizi bilmesi arasındaki fark gibi.
Dosyasız: “Bana bir LinkedIn postu yaz.” Sonuç: Düzgün, doğru, sıkıcı. %50’sini silip yeniden yazarsın.
Dosyalı: “Bana bir LinkedIn postu yaz.” Sonuç: Senin açılış tarzın, senin kelime tercihlerin, senin yapın. Belki %10’unu düzeltirsin.
Ama bunun ötesinde bir şey daha var.
Bu dosya taşınabilir. Claude’da çalışıyor, ChatGPT’ye yükleyebilirsin, Gemini’ye verebilirsin. Ekibinle paylaşabilirsin. Yeni birini işe aldığında, bu dosyayı verirsin ve “Defne böyle düşünür, böyle yazar, böyle iletişim kurar” dersin.
Ve eğer zevkin değişirse? Dosyayı güncelle. Yeni sorulara cevap ver. Yeni kategoriler ekle.
Kendini yeniden yaz.
Asıl mesele yapay zeka değil
Bu sürecin en beklenmedik yan etkisi şuydu: kendimi daha iyi tanıdım.
100 soru boyunca “Ben aslında nasıl düşünüyorum? Neden bu kelimeleri seçiyorum? Bu alışkanlık nereden geliyor?” diye düşünmek zorunda kaldım.
Ve fark ettim ki, çoğumuz kendi zevkimizi hiç düşünmemişiz. Belirsiz bir his olarak taşıyoruz. “İyi yazı” deyince ne kastettiğimizi biliyoruz ama kelimeye dökemiyoruz.
Yapay zeka bizi bu kelimelere dökmeye zorluyor.
“Yapay zekadan önce ustalaş, seni yönetmeden önce sen onu yönet” diye düşünürdüm.
Şimdi farklı düşünüyorum: kendini tanı ki, yapay zeka seni tanıyabilsin.
Bugün yapabileceğin tek şey
5 dakikan var mı? Yol 1’i dene. Profil kartını oluştur.
2 saatin var mı? Yol 2’ye gir. 100 soruluk mülakatı yap.
Her ikisinde de aynı şeyi yapıyorsun: kendini bir metin dosyasına yazıyorsun.
Prompt yazmayı herkes öğrenebilir. Ama kendini yazmak? O tamamen sana kalmış.
Ve bu, hiçbir prompt kursunun öğretemeyeceği tek beceri.
Promptların tam halini ve hakkımda.md şablonunu bu yazının altında paylaşıyorum. Deneyen varsa sonuçlarını yorumlarda görmek isterim.
Bu bültene her gün yapay zeka ile çalışmanın gerçeklerini yazıyorum. Parlak vaatleri değil, gerçek deneyimleri. Neyin işe yaradığını, neyin yaramadığını ve arada öğrendiğim dersleri.
Eğer bu yazıda kendini gördüysen, muhtemelen önümüzdeki yazılarda da göreceksin.
Abone ol, her yeni yazı sana gelsin. Birlikte öğrenelim.



Defne Hanım merhaba bu makalenizi çok beğendim ve uygulamaya başladım. Fakat bu makaleniz daha çok yönetici veya beyaz yakalı Profesyoneller için. Yapay zekayı tasarım , yaratıcılık ve diğer görsel konularda kullanmak isteyen sanatçılar için de kullanılabilecek benzer promput çalışmaları var mı acaba?
Paylaşımınız harika bir farkındalık örneği. Paylaşımınız için teşekkür ederim.