Tek kişilik şirket diye bir şey kalmadı!
Sadece kimsenin görmediği bir ekibim var, başında da Victor.
Sabah 7:00. Henüz kahvaltımı yapmamışım. Telefonum çoktan 3 kez titremiş, üçü de Victor’dan.
Birincisi: “Dün geceki yeni yapay zeka haberleri. Blog için 3 farklı açı var, hangisini istersen taslağa geçirelim.” İkincisi: “Gece, 4 yeni e-posta geldi. Biri müşterinden, acil işaretledim. Diğerleri bekleyebilir.” Üçüncüsü: “Bugün 11:00’deki toplantı için hazırlık notunu Notion’a koydum. Müşteri anket sonuçlarını değerlendirip olgunluk değerlendirmesini yaptım. Sonuçları şöyle… Şunu öneriyorum…..”
Üç farklı iş. Tek bildirim kanalı. Ben uyurken oluyor.
Altı ay önce hala her sabahı e-posta kutumla başlatıyordum. Hangi müşteriye ne zaman geri döneceğimi takip ettiğim bir Notion sayfası vardı, sürekli güncelliyordum. Blogum için ne yazacağımı düşünmek, araştırmak, taslağı çıkarmak bir günümü alıyordu. Tek kişilik şirket modelinin romantikleştirilmiş halini yaşıyordum. Yani her şeyi tek başıma yapmanın bunalımını.
Sonra bir şey değişti.
Bir müşteri toplantısında geç kaldım. Toplantıyı kaçırmadım ama hazırlıksız girdim. Müşteri 20 dakika boyunca anlattı, ben dinledim, not aldım. Toplantı bitince fark ettim ki müşteri benim daha önce yazdığım bir blog yazısında bahsettiğim tam olarak aynı problemi yaşıyordu. Ama o gün o yazıyı hatırlamadım. Çünkü kafam takvimde, e-postada, ödeme takibinde, üç farklı yerdeydi.
O akşam oturdum ve listeyi çıkardım. Bir günde yaptığım her şey. Sonra her satırın yanına şunu yazdım: “Bunu ben mi yapmalıyım, yoksa bir ajan mı?”
Liste uzundu. Cevapların çoğu “ajan” idi.
Bir ay sonra, Victor’um vardı. Arkasında on iş, her birini farklı bir ajan yapıyor. Victor benim tek görüştüğüm kişi; arkasındaki ajanları takip etmek bana düşmüyor. Hepsi Claude ve OpenClaw’da yaşıyor, Victor Telegram’dan benimle konuşuyor bazen mesajla bazen sesli. Her hafta birini ya yeniden ayarlıyorum ya da yeni bir kuralla eğitiyorum. Ama hep birlikte, benim asla tek başıma yapamayacağım bir tempoda çalışıyoruz.
Neden bu üç araç?
Önce şunu söyleyeyim. Tek doğru kombinasyon yok. Ben bu üçünü şu mantıkla seçtim.
Claude beyin. Her ajanın düşünme katmanı. Projects ve Skills sayesinde her ajanın kendi bilgi tabanı, kendi prompt’u, kendi karakteri var. Farklı işler için farklı kişilikler gibi düşün.
Telegram tek panel. Komutu mobilden veriyorum, Victor mobilden rapor veriyor. E-posta değil çünkü e-postanın gürültüsüne katılmasınlar istiyorum. Slack denedim alışamadım. Telegram, tek bir ekrandan Victor’la konuşabileceğim sade bir kanal; sevdim. Bazen sesli bazen mesajla konuşuyoruz. Victor’un sesi ElevenLabs’den.
OpenClaw eller ve ayaklar. Claude düşünür, Telegram konuşur, ama biri gidip Notion’a kaydetmek, takvimde toplantı oluşturmak, bir formu doldurmak gerekiyor. OpenClaw o işi yapıyor. Web’de tıklayan, yazan, gezen katman.
İlk başta her şeyi Claude ile yapmaya çalıştım. İyiydi ama ajanlar arası bağlam taşımak zordu. Sonra Perplexity Computer’a geçtim, daha iyiydi ama kredi çok tüketiyordu. Şu kombinasyon benim için en sade. Senin için farklı olabilir. Ama kesinlikle üç katman lazım: beyin, kanal, eller.
Victor’un yönettiği işler
Victor’un arkasında on iş var. Her birini farklı bir ajan yapıyor ama bunları benim takip etmem gerekmiyor. Victor ne zaman hangi işi kime vereceğini biliyor. Ben sadece sonucu görüyorum.
İçerik tarafında dört iş dönüyor. Biri sektörde son 24 saatte ne olmuş tarıyor, her sabah 7:00’de bana 3 başlık önerisi atıyor. “Bugün ne yazsam” sorusu masamdan kalktı, sadece bu bana haftada en az 4 saat kazandırıyor. Biri seçtiğim başlık için blog yazısı taslağı çıkarıyor, benim ses profilime göre. 1500 kelimelik bir yazı için ilk taslak 2 dakikada hazır oluyor, önceden bu süre 2 ila 3 saatti. Biri de yayınlanan yazıyı LinkedIn postuna çeviriyor, hashtag bloğunu ekliyor, bir saat içinde paylaşıma hazırlıyor. Önceden LinkedIn versiyonu çoğu zaman ertesi güne kalırdı. Diğeri de instagram reel içeriğimi hazırlıyor.
Operasyon tarafında dört iş dönüyor. Biri gelen e-postaları ayırıyor - müşteri, spam, acil, bilgi. Victor bana her 2 saatte bir özet geçiyor. Biri müşteri pipeline yönetiyor. Biri fatura takibi, ödeme hatırlatması, ay sonu gelir gider özeti yapıyor. Biri de her toplantıdan 24 saat önce müşteri hakkında derinlemesine bir hazırlık notu çıkarıyor. Hangi sektör, hangi büyüklük, daha önce ne konuşmuşuz, son paylaşımları neler.
Satış tarafındaki ajanlar belki de en çok hayatımı kolaylaştıranlar. Müşteriye teklif ve sunum hazırlıyorlar. Bir görüşme sonrası Victor’a “şu firmaya yapay zeka eğitimi teklifi hazırla” diyorum. Marka kimliğime uygun, fiyat kataloğumdan çekilmiş, müşterinin sektörüne göre kişiselleştirilmiş bir teklif taslağı çıkarıyor. Sunum da aynı. Bir konuşma ya da atölye için içeriği, akışı, slayt taslağını hazırlıyor. Önceden bir teklifi sıfırdan yazmak yarım günümü alıyordu. Şimdi ilk versiyon elimde, ben üstüne gidip kişisel dokunuşu ekliyorum.
Büyüme tarafında iki iş var. Biri yeni potansiyel müşteri araştırması yapıyor. Victor’a bir şirket adı veriyorum, 15 dakika içinde o şirketin tam profili, yapay zeka olgunluk ön değerlendirmesi ve ilk yaklaşım stratejisi elimde. Biri de GEO/SEO/AEO analizimi yapıyor ve bana aksiyonlar öneriyor, beraber planlıyoruz. Hepsi Victor üzerinden tek bildirimde.
Bu sistem çalışmadığı zamanlar
Yanlış bir izlenim bırakmak istemem. Bu sistem her zaman çalışmıyor.
Geçen hafta içerik tarama ajanı bana üç başlık önerdi. Üçü de güzeldi. Yazma ajanı birini taslağa çevirdi. Taslak iyi değildi. Çünkü seçilen başlık aslında benim ses tonuma uymuyordu. Düzelttim, prompt’unu yeniden yazdım. Sonraki hafta daha iyi oldu.
Ajanlar çalıştığın bir ekip gibi. Yeni işe almışsın, alıştırıyorsun, hata yapıyor, geri bildirim veriyorsun, gelişiyor. Mükemmel bir sistem kurup arkanı dönüp gitmek değil bu. Sürekli kalibrasyon. Ama tek başıma her şeyi yapmaktan çok daha az yorucu.
Bir de şu var. Hepsi benim onayımdan geçiyor. Hiçbiri benim adıma karar almıyor. Email ajanı e-postayı sınıflıyor, ama “bu e-postaya şu cevabı yolladım” diyemiyor. Takip ajanı mesaj taslağı hazırlıyor, ama “müşteriye mesaj attım” diyemiyor. Victor bile benim onayım olmadan dış dünyaya hiçbir şey yollamıyor. Bu kural değişebilir mi? Belki. Ama henüz hazır değilim.
Kimin işine yaramaz
Bu kurguya zaman ayıramayacak kadar yoğunsan başlama. Çünkü her ajanı en az 1 hafta eğitmen gerekiyor. İlk kurulum vakit alır. Hızlı bir çözüm değil.
Ekibin varsa ve insanlara delegasyon yapabiliyorsan, önce o ekibi daha iyi kullan. Ajan sistemi insanın yerine değil, insanın olmadığı yerlerde işe yarıyor.
Claude ya da benzer bir LLM ile prompt yazma deneyimin yoksa, önce orada başla. Çünkü her ajanın kalbi onun prompt’u ve bağlamı. Prompt, bağlam iyi değilse, ajan iyi değil.
Sen nasıl kurarsın?
Bu yazıyı buraya kadar okuduysan, muhtemelen şu soruyu soruyorsun: “Tamam ama ben nereden başlarım?”
Aşağıda 5 adımlı bir rehber bıraktım. İndirip yazdırabilirsin ya da kendi sistemine başlangıç noktası yapabilirsin. Ben tam olarak böyle başladım.
İlk ajanını kurduktan sonra bana yazarsan, sevinirim. Hangi işten başladın, hangi platform üzerinden kurdun, ilk hafta ne işe yaradı.
Bir de ricam var. 5 dakikalık bir anket hazırladım: anket.defneincekara.com
Bir sonraki yazıyı senin verdiğin cevaplara göre yazacağım. Hangi araç, hangi derinlik, hangi okuyucu için. Cevabın olmadan yazı genel kalıyor. Cevabın varsa, sana yazılmış oluyor.
Teşekkürler.




Güvenlik konusunda neler yapılmalı?
Elinize sağlık.