Vibe Coding 101: Kod Bilmeyen Profesyoneller için Yapay Zekayla Uygulama Kurma Rehberi
Bu rehber, kod bilmeyen profesyonellerin, bir haftasonunda kendi web sitesi ve uygulamalarını kurması için adım adım bir vibe coding çerçevesi sunuyor.
Bugün Otokoç’tayım. “Vibe Coding Lunch & Learn” için.
Bu rehberi kod bilmeyen profesyonellerin, yapay zekayı kullanarak konuşarak yazılım geliştirmesi (vibe coding) için hazırladım.
“Vibe coding”, bir araca kendi dilinde, mesela Türkçe konuşarak, yazılım geliştirmek demek. “Bana şunu yapan bir uygulama kur” diyorsun, o tüm kodu yazıyor. Sen tarif ediyorsun, o üretiyor. Tek satır koda dokunmuyorsun.
Bu kelime nereden geldi?
Terimi Andrej Karpathy çıkardı. 2 Şubat 2025, X’te, kendi deyimiyle çok düşünmeden yazdığı bir gönderide. Bir projede tamamen vibe’lara teslim olduğunu, yapay zekanın yazdığı kodu satır satır okumak yerine hissiyatla ilerlediğini, hata mesajlarını yorum bile eklemeden yapıştırdığını anlattı. Adını da koydu: “Vibe Coding”.
Sıradaki durak: agentic engineering
Karpathy, vibe coding’in tam bir yıl dönümünde yeni adımı işaret etti. Şubat 2026.
“Artık vibe coding değil, agentic engineering (ajan mühendisliği).” Andrej Karpathy, Şubat 2026
Farkı üç cümlede:
2025, vibe coding. Sezgiyle, dene yanıl. Hobiciler ve hızlı denemeler için bir başlangıç.
2026, agentic engineering. Kodun neredeyse tamamı yapay zekadan. Sen planlıyor, yönlendiriyor, doğruluyorsun.
Senin rolün. Kod yazan değil, ajan yöneten. Hedefi veriyor, çıktıyı denetliyorsun.
Yani artık bir hobi değil, bir mühendislik. Öğrenilmesi gereken, kendi derinliği olan bir iş. 2026’da profesyonel geliştiricinin varsayılan çalışma biçimi oldu.
Rakamlar bunu doğruluyor. Microsoft CEO’su Satya Nadella, şirket kodunun yüzde 30’unun artık yapay zeka tarafından yazıldığını, bunun yüzde 40’a doğru gittiğini söyledi. Anthropic CEO’su Dario Amodei Mart 2025’te “3-6 ayda kodun yüzde 90’ı yapay zeka tarafından yazılacak” demişti. Bir yıl sonra Anthropic’in ürün lideri, çoğu üründe bunun fiilen yüzde 100 olduğunu söyledi.
Bu geçişi ayrı bir yazıda derinlemesine ele aldım: Vibe coding bitti, agentic engineering.
Ne işe yarıyor?
Vibe coding konumuza geri dönelim. Peki nerede işe yarıyor.
Fikrini görsel hale getiriyorsun. Geliştirici ya da tasarımcı artık ne demek istediğini tahmin etmiyor, ekranı görüyor.
Gerçek bir web sitesi ya da uygulama kuruyorsun. Sadece sana, ekibine ya da müşterilerine. Bundan iş çıkaranlar var. Rezervasyon alan bir koçluk sayfası, stok sayan bir araç, müşteri takip eden bir panel, ücret alan küçük bir uygulama.
Vibecoding’in benim için aracı Lovable ve Claude Code. Lovable, öğrenme eğrisi az olduğundan eğitimlerde kullanıyorum. Claude Code’da kendi işleyişimde kullanıyorum. Ne istediğini kendi dilinde anlatıyorsun, o kuruyor. Tek satır kod yazmıyorsun.
Ben ne yaptım?
Web sitem vibe coding ile kuruldu. Tek satır kod yazmadım. Müşteri, içerik ve atölye süreçlerimi takip eden araçları da böyle kurdum. Hepsi sadece bana çalışan küçük araçlar.
İlk versiyonlar harika değildi. Yapay zeka ortalamasıydı. Mor degradeler, herkesin yaptığı o jenerik görünüm. Düzeltiyorum, ona ayrı değineceğim.
Araçları kuran yapay zekaydı. Ama neyi takip edeceğime, sitenin ne diyeceğine ben karar verdim. O karar olmadan araç anlamsız.
İşin sırrı: önce planla, sonra kur
Vibe coding deneyen çoğu insan bir hata döngüsüne takılıyor.
Prompt yaz. Hata al. Hatayı geri yapıştır. Yeni hata. Saatlerce dön dur.
Buna “vibe coding ölüm döngüsü” deniyor.
Çıkış basit. Plansız başlama.
Dört adım. Otokoç’ta öğreteceğim çerçevenin tam kalbi bu.
1. Önce fikri araştır. Kurmaya da olgunlaştırmaya da geçme. Fikrini, benzer örnekleri, neyin işe yaradığını araştır. Ben Perplexity kullanıyorum. Ne kuracağını bilmeden iyi tarif edemezsin.
2. Fikri normal sohbet ekranında olgunlaştır. Yapay zekaya “kıdemli bir ürün geliştiricisi gibi davran ve beni soru sorarak yönlendir” de. Ne istediğini, kimin için, hangi özelliklerle, soru sora sora netleştirsin. Sonra bir gereksinim dokümanı çıkarsın. Bu doküman, müteahhide ev yaptırmadan önce verdiğin proje gibi. Olmadan araç tahmin yürütür, hatalar tam oradan doğar.
Özellikleri MoSCoW ile sırala.
Must (olmazsa olmaz)
Should (olmalı ama şart değil)
Could (olsa hoş olur)
Won’t (şimdilik yok).
İlk versiyona sadece Must’ları koy. Gerisi sonraki tura.
3. Tek tek kur, her aşamada test et. Ana sayfayı kur, doğru çalışsın. Sonra sonraki ekran. On iki işi aynı anda isteme. Bir aşama bozuksa, sonraki daha kötü olur. Test etmek pazarlık konusu değil.
4. Çalıştıktan sonra iyileştir. İşin özü tamam olunca görünümü düzelt. Hatayı kopyala, yapıştır, “şunu düzelt” de. Bir yaklaşım üç kere tutmuyorsa “tamamen farklı bir yol dene” de.
Yapay zeka bir kuvvet çarpanı. Otopilot değil.
Hangi araçla yapacaksın?
Hepsi işe yarıyor. Önemli olan projenin ortasında araç değiştirmemek.
Claude Code. Benim ana aracım. Sadece terminal değil, Claude uygulamasının içindeki Code sekmesinden de çalışıyor. En güçlüsü, ama en teknik olanı da bu. İlk gün biraz dik bir yokuş. Bir kez kurunca rahatlıyorsun.
Lovable. Tarayıcıda açılıyor. Hiçbir kurulum yok. Yazdığını anında ekranda görüyorsun. Başlangıç için en kolayı. İlk tıklanabilir taslağını burada çıkar.
Stitch. Stitch tasarım tarafını güzelleştiriyor.
Listeden bir tane seç. O projeyi onunla bitir.
İkisi arasında kalırsan, Lovable ile Claude Code’u karşılaştırdığım yazı yardımcı olur: Vibe coding: Lovable mı, Claude Code mu.
Tüm manzara, üç kategoride
Yukarıdakiler benim kullandıklarım. Ama alan kalabalık. Her hafta yeni araç çıkıyor.
Not: fiyatlar ve modeller her ay değişiyor. Bu tabloyu yön bulmak için kullan, gelişmeleri takip et.
Hepsi üç gruba düşüyor.
Kod bilmeyen için: tam uygulama oluşturucular. Yöneticiye demo göstereceksen, hızlı prototip çıkaracaksan buradan başla. Lovable, Bolt.new, Replit, Emergent, Vercel
Geliştirici için: yapay zeka editörleri. Ekibinde kod bilen varsa, ya da geliştirici eğitimi veriyorsan. Cursor, Devin, Github Copilot, Zed
Terminal ve repo düzeyi. En güçlü, en teknik. Karmaşık, çok parçalı işler için. Claude Code, OpenAI Codex, Google Antigravity, OpenCode
Bir de izlemekte fayda olan yeni isimler var: www.producthunt.com vibe coding bölümüne mutlaka bak.
Hız güzel. Ama üç tuzak var.
Bunu özellikle kurumsal eğitimlerde söylüyorum. Çünkü kimse söylemiyor.
Güvenlik. En yaygın hatalar: SQL injection, zayıf kimlik doğrulama, koda gömülü API anahtarları. Araç hızlı yazıyor, ama güvenli yazdığını varsayma.
Teknik. Araçlar seni sıfırdan yüzde seksene muhteşem taşıyor. Son yüzde yirmi insan ister. Orada gözünü kapatırsan, sonra iki katı ödersin.
Üretim ortamı. Tüketici araçları SOC 2, denetim günlüğü, verinin nerede tutulduğu gibi güvenceleri vermiyor. Gerçek bir kurumsal ortam için bunların üstüne ayrı bir yönetişim katmanı gerekiyor.
İşin kişisel araçta kalıyorsa bu üçü seni ilgilendirmez. Bin kişiye açılacaksa, ilk günden ilgilendirir.
Herkesin sitesi neden aynı görünüyor?
İlk kez yaptığında büyüleniyorsun. Sonra fark ediyorsun ki herkes aynı şeyi yapıyor ve hepiniz aynı tasarımda buluşuyorsunuz.
Mor degrade. Varsayılan font. Jenerik yerleşim.
Çözüm kod yazmak değil. Zevkini yansıtmak.
En kolayı: ünlü bir markanın tasarım sistemini hazır bir dosyada indir, araca “tüm stili buna göre yap” de. Site tek bir tasarımcının elinden çıkmış gibi duruyor.
getdesign.md ve designmd.app tam bunu veriyor. Stripe, Notion, Airbnb, Linear, hatta Claude’un kendi tasarım dosyasını indirip kullanabiliyorsun. Bedava.
Beğendiğin bir siteyi ekran görüntüsü al, sürükle bırak, “bunun gibi ama benim işim için” de. En hızlı başlangıç bu.
Ve lütfen “güzel yap” yazmayı bırak.
Yapay zekanın bundan ne anladığını sen de bilmiyorsun. Rengi söyle. Fontu söyle. Daha çok boşluk iste.
Ne kadar spesifik olursan, o kadar az jenerik çıkıyor.
Her şeyi vibe coding ile yapma
Bir kuralım var. Üretmesi, tüketmesinden uzun sürmesin.
Çoğu insan saatlerce bir şey vibe code ediyor, sonra onu hiç kullanmıyor. Bu üretkenlik değil, üretkenlik gösterisi. Öyle biri olma.
Tek seferlik bakacağın küçük bir şey mi istiyorsun? Normal sohbette bir Claude artifact yeter, kurulum yok.
Doküman ya da tablo mu yazıyorsun? Onu da yapay zekanın içinde yap.
Vibe coding’i sadece, gerçekten anlam taşıdığı yerde kullan.
İşin ciddileşirse, bin kişi kullanmaya başlarsa, başkasının özel verisini tutacaksa, orası gerçek bir geliştiriciyi çağırma noktası. Her şey o tek klasörde durduğu için devir teslim de kolay.
Bugün Otokoç’ta
Birkaç saat sonra bir masanın etrafında, kod yazmamış insanlara bunu göstereceğim.
Çoğunun aklındaki ilk cümleyi biliyorum: “Ben yapamam, teknik değilim.”
Tam da bu yüzden yapabilirler.
Vibe coding teknik bilgiyi değil, ne istediğini net söyleyebilmeyi ödüllendiriyor. Ve ne istediğini netleştirmek, yıllardır iş yapan birinin geliştiriciden daha iyi olduğu şey.
Şimdi asıl soru.
İş bilen biri bir hafta sonunda kendi uygulamasını kuruyorsa, kodun çoğunu makine yazıyorsa, yazılım sektörü bundan nasıl etkilenir?
Başlangıç seviyesi geliştirici işleri eriyor mu, yoksa herkes kurabildiği için iyi mühendise olan ihtiyaç artıyor mu?
Bence ikisi birden oluyor. Sıradan iş ucuzluyor, gerçek mühendislik daha değerli hale geliyor.
Sen ne düşünüyorsun? Vibe coding ve şimdide “agentic engineering” senin işinde geliştiricinin yerini mi alır, yoksa onu serbest mi bırakır?
Yorumlarda kendi vibe coding deneyimini ya da merak ettiğin soruyu paylaş.



