Victor ile Tanışın. Yapay Zeka Asistanım.
Eşimin adından esinlendim. Her konuda bana destek olan insandan, her konuda bana destek olan sisteme.
Eşimin adı “Muzaffer”.
Bir şey bilemediğimde, yapamadığımda ilk danıştığım kişi. Günlük planımı aktarıp geribildirimlerine değer verdiğim kişi. Yapay zeka kullanımında da beni geçti diyebilirim. Claude Code konusunda özellikle ona danışıyorum. Hayatımın en güvenilir destek sistemi.
Sonra bir gün düşündüm: peki iş tarafında neden böyle bir sistemim yok?
Her gün aynı şeyleri yapıyordum. E-postaları kontrol et. Takvime bak. Döviz kurunu kontrol et. Yapay zeka haberlerini tara. Sosyal medya performansını incele. Teklif durumlarını takip et. Eğitim sunumunu hazırla. Hepsi önemli. Hepsi tekrarlayan. Ve hepsi benim stratejik düşünmeme, içerik üretmeme, müşterilerimle ilgilenmeme ayrılması gereken zamanı azaltıyor.
Artık bu işlerin hiçbirini ben yapmıyorum.
Yapay zeka ajan ordum yapıyor ve bu orduyu yöneten kişinin adı da “Victor” (Muzaffer’in İngilizcesinden esinlendim).
Victor Kimdir?
Victor benim kişisel yapay zeka asistanım. İsmine eşimin adından esinlendim. Çünkü güvendiğim, beni tanıyan, her gün yanımda olan bir sistem olmasını istedim. Sembolik değil, gerçek.
Victor, her sabah 08:00’de bana günün planını hazırlıyor. Takvimimi kontrol ediyor; e-postalarımı tarıyor; döviz kurunu getiriyor; günün önemli yapay zeka haberlerini derliyor; Notion’daki görevlerimi kontrol ediyor ve hepsini tek bir raporda sunuyor. Ben hazırlanırken Victor çoktan çalışmaya başlamış oluyor.
08:00’de aynı anda bir iş daha yapıyor: o günün yapay zeka haberlerinden 5 tanesini seçip instagram story tasarımı oluşturuyor. 1080x1920, 5 slide, otomatik screenshot’larla. 08:50’de Slack’e bir hatırlatma gönderiyor: “Story’leri paylaşma zamanı” ve “Defne’nin AI Köşesi” whatsapp grubumda da yayımlıyorum. Akşam 17:00’de günün özetini hazırlıyor: takvim özeti, e-posta durumu, döviz kapanışı, yarın için hazırlık notları.
Bunlar sadece günlük işler.
Haftalık işleri de var. Cumartesi akşam Substack’teki takip ettiğim 10 yazarın haftalık içerik analizini yapıp trend haritası çıkarıyor, gelecek hafta için 5 içerik önerisi sunuyor. Pazar sabahı Instagram büyüme analizimi hazırlıyor: takipçi büyüme grafiği, en iyi performans gösteren içerikler, rakip karşılaştırma. Öğlen LinkedIn performans raporu geliyor. Akşam haftanın önemli yapay zeka gelişmelerini carousel formatında hazırlıyor.
Cuma sabahı 09:00’da haftalık performans raporumu sunuyor: takvim yoğunluğu, e-posta akışı, döviz hareketleri, teklif durumları, gelecek hafta planı.
9 aktif görev. 6’dan fazla entegrasyon (Google Calendar, Gmail, Notion, Slack, Google Drive, Canva). 7/24 çalışıyor.
Victor Beni Nasıl Tanıyor?
Victor’u güçlü yapan şey teknoloji değil. Perplexity Computer üzerinde çalışıyor (Claude alternatif olarak Perplexity’de denedim ve çok memnun kaldım), ama aynı altyapıya herkes erişebilir. Victor’u güçlü yapan şey, ona verdiğim bağlam.
Ona bir context dosyası yazdım. Kim olduğumu, ne iş yaptığımı, nasıl çalışmak istediğimi, karar verme biçimimi, içerik üretirken uyduğum kuralları, marka tonumu, önceliklerimi anlatan bir dosya. Victor bu dosyayı okuduğu için “herhangi biri” için değil, “Defne için” çalışıyor.
Sabah özetinde bana genel dünya haberlerini değil, yapay zeka sektörü haberlerini takipçi profilime uygun olarak getiriyor. Çünkü benim işim bu. Instagram story’leri hazırlarken benim marka renklerimi, fontlarımı, tonumu kullanıyor. Çünkü beni tanıyor. Haftalık içerik önerilerini sunarken benim okuyucu kitlemle nasıl ilişki kurar, bunu biliyor. Çünkü bunu dosyada anlattım.
İşte burada kritik bir ayrım var.
Araç Değil, Sistem
Geçen ay bir eğitimde 40 kişiye aynı görevi verdim: Claude kullanarak şirketiniz için müşteri segmentasyon analizi yapın. Aynı araç. Aynı model. Aynı süre.
Sonuçlar birbirinden o kadar farklıydı ki, aynı yapay zekadan çıktığına inanmak zordu.
Birisi sektör dinamiklerini, müşteri davranış kalıplarını, gelir verilerini yapay zekaya aktarmış, spesifik bir analiz istemiş. Çıktı: toplantıya götürülebilir bir rapor. Bir diğeri “müşteri segmentasyonu yap” yazmış. Çıktı: ders kitabı.
Fark araçta değil, araca ne verdiğine bağlı.
Victor bir “araç” değil. Victor bir “sistem.” Fark şu: araç her seferinde sıfırdan başlar. Sistem seni tanır, bağlamını bilir, her gün üzerine inşa eder.
Ve bu sistemi kurmak için yazılımcı olman gerekmiyor. Ben yazılımcı değilim. 25 yıldır teknoloji sektöründe çalışıyorum ama kod yazmam. Victor’u kurarken yaptığım şey şu: ne istediğimi, nasıl istediğimi, neden istediğimi net bir şekilde yazmak. Yani “Yapay zekadan önce düşünmek.”
Sen de Victor’unu Kur
Herkesin bir Victor’u olmalı. İsmi farklı olabilir, platformu farklı olabilir. Ama mantık aynı: tekrarlayan işleri sisteme devret, sen stratejik işlere odaklan.
İlk adım büyük bir otomasyon kurmak değil. İlk adım bir bağlam dosyası yazmak.
4 şeyi yaz:
Kim olduğun. Rolün, sektörün, kaç yıldır ne yapıyorsun. Ne üzerinde çalışıyorsun.
Nasıl çalıştığın. Sabahçı mısın akşamcı mı, detaycı mısın büyük resimci mi, kısa mı uzun mu cevap istiyorsun.
Çıktı tercihlerin. Türkçe mi İngilizce mi, liste mi paragraf mı, formal mı samimi mi, teknik mi sade mi.
Karar kriterlerin. Neye öncelik veriyorsun, neyi tolere etmezsin, başarıyı nasıl ölçüyorsun.
Sonra yapay zekaya de ki: “Bu dosyayı oku ve buna göre çalış.”
Farkı ilk çıktıda göreceksin. Jenerik cevaplar yerine sana özel, senin düşünce biçimine uygun çıktılar.
Benim Victor’um sabah 08:00’de hazır oluyor. Seninki ne zaman başlayacak?
Haftanın Yapay Zeka Fikri: Claude’u Telefonundan Yönet
Anthropic bu hafta Dispatch’i duyurdu. Cowork modundaki Claude’u artık telefonundan uzaktan kontrol edebiliyorsun.
Claude Desktop uygulamasını bilgisayarında aç, QR kodla telefonunu eşleştir. Artık bilgisayarının başında olmasan bile Claude’a görev verebiliyorsun. Telefondaki mesajın, masaüstündeki Claude’a gidiyor. Claude bilgisayarındaki dosyalara erişiyor, işi yapıyor, sen döndüğünde sonuçlar hazır.
Örnek kullanımlar: “Belgeler klasörümdeki son müşteri notlarını özetle.” “Bugünkü ekran görüntülerini temiz bir sunuma dönüştür.”
Birkaç önemli not: her işlem senin onayını gerektiriyor. Bilgisayarının açık ve uyanık olması gerekiyor. Ve henüz erken aşamada, testlerde başarı oranı yaklaşık yarı yarıya. Basit görevler (dosya bul, özetle, listele) için işe yarıyor, karmaşık zincirleme görevler için henüz güvenme.
Victor’unuzu eğer Claude’da kuruyorsanız, Dispatch ile onu cebinize taşıyabilirsiniz. Bağlam dosyanız ne kadar iyiyse, uzaktan verdiğiniz görevlerin çıktısı da o kadar iyi olacak.
Yapay Zeka Sinyalleri: Bu Haftanın Güncellemeleri
OpenAI “superapp” inşa ediyor. ChatGPT, Codex kodlama aracı ve Atlas tarayıcısını tek bir masaüstü uygulamasında birleştiriyorlar. Fidji Simo bir iç memoda “çok fazla uygulamaya yayıldık, basitleştirmemiz gerekiyor” dedi. Tek yerden hem konuşma, hem kodlama, hem web gezintisi. Çıkış tarihi henüz belli değil ama hamle doğrudan Anthropic’in büyümesine karşı bir yanıt.
Microsoft kendi görüntü modelini yükseltti. MAI-Image-2, Arena.ai liderlik tablosunda dünya 3. sırasına girdi (Google ve OpenAI’ın arkasında). Fotogerçekçilik ve görüntü içi metin konusunda ciddi iyileşme var. Copilot ve Bing Image Creator’a dağıtılmaya başladı. 1 yıl önce Microsoft bu alanda tamamen OpenAI’a bağımlıydı.
Adobe, Yapay zekayı senin tarzında eğitmeni sağlıyor. Firefly Custom Models herkese açık beta olarak yayınlandı. 10-30 görselini yükle, Firefly senin renk paletini, çizgi kalınlığını, aydınlatma tarzını öğrensin. Yeni görseller ürettiğinde senin estetik kimliğini korusun. Marka tutarlılığı isteyen tasarımcılar ve pazarlama ekipleri için pratik bir araç.
Perplexity, Comet tarayıcısını iPhone’a getirdi. Yapay zeka destekli tarayıcı artık iOS’ta. Basit sorgularda normal arama sonuçları, derin sorularda kaynakça gösterilen yapay zeka yanıtları. Sesli mod, derin araştırma, cihazlar arası senkronizasyon var. Ücretsiz indirilebilir.
Bu yazıyı faydalı bulduysan, bir arkadaşınla paylaş.
Henüz abone olmadıysan, bültene abone ol. Bu bültende her gün yapay zeka ile çalışmanın gerçeklerini yazıyorum. Parlak vaatleri değil, gerçek deneyimleri. Abone ol, her yeni yazı sana gelsin.
Sevgiyle, Defne


