Artık sadece yapay zeka ajan ordum değil, yeni bir iş ortağım da var. Adı: Olcay Silahlı. Beraber kurduğumuz yeni şirketin adı da kurm.ai (“yanınızdaki kurmay”). Olcay’ı CV’siyle anlatmayacağım; onu tanımanın en iyi yolu, beraber başlattığımız “Devrettik” adlı podcasti izlemek. Bu podcastin amacı, yapay zekâ, iş dünyası ve gerçek dönüşüm hikâyeleri konusundaki deneyimlerimizi ve düşüncelerimizi herkesle paylaşmak. Burada yalnızca yapay zekânın neler yapabildiğini değil, neleri yapmaması gerektiğini de konuşuyoruz.
Üç temel sorumuz var:
1. Neyi devrettiniz?
2. Neyi devredemediniz?
3. Sorumluluk kimde?
Çünkü geleceğin iş dünyasında mesele sadece yapay zekânın ne yapabildiği değil, insanın neyi yönetmeye devam edeceği.
İlk bölümümüzde Olcay’ın hikayesi oldu. Kamera açılmadan hemen önce Olcay’a “Sana kibar davranmayacağım” dedim, o da gülerek “Arkadaşım olman önemli değil” diye karşılık verdi. Bu aslında bir şakaydı ama tamamen şaka da değildi, çünkü kurm.ai YouTube kanalının ilk bölümünde ortağımı gerçekten sorguya çekmek istiyordum: şirketindeki işleri bir Yapay Zekaya devretmişti ve ben bunun nasıl bir şey olduğunu, neyin işe yaradığını, neyin yaramadığını ve insanın nerede kaldığını kendi ağzından duymak istiyordum.
Bölüm dün yayına girdi. Henüz izlemediyseniz önce buradan açabilirsiniz, bu yazı o bölümün yazılı hali ve üstüne benim notlarım:
Videoyu izlemeden de okuyabilirsiniz. Ama izlerseniz Olcay’ın Oscar’ı anlatırken yüzündeki ifadeyi görürsünüz, onu yazıya koyamıyorum.
İçindekiler
Olcay ne yaptı: Oscar bir araç değil, bir çalışma protokolü
Önce bağlam, sonra talimat, sonra bağlantılar
İlk devredilen iş neydi?
Sınır: dışarıya hiçbir şey onaysız çıkmıyor
Bilgisayarınız kapansa ne olur?
Sizin için kutu: ilk devir haritanız
kurm.ai hikayem: neden bu isim, neden Olcay
Birlikte devam edelim
1. Olcay ne yaptı: Oscar bir araç değil, bir çalışma protokolü
Olcay’ın söylediği ilk cümlelerden biri: Oscar onun için bir araç, bir yazılım ya da bir ajan değil, bir çalışma protokolü. Bunu ilk duyduğumda “Bunu eğitimlerde de anlatıyorum ama bu kadar net söyleyemiyorum” diye düşündüm, çünkü salonda en sık duyduğum soru hangi aracı seçmeleri gerektiği ve cevabım hep aynı: araç değişir, sistem kalır.
Olcay on yıldır Türkiye ve İspanya’da bir şirketi yönetiyor ve Oscar’ı kendi bilgisini, bakış açısını ve işleyiş şeklini aktarabileceği bir eşlenik olarak kurmuş. Bugün Oscar 7/24 çalışıyor: Olcay’ın e-postalarını okuyor, ekibin Teams kanalını izliyor, şirketin uygulamasındaki hareketleri takip ediyor ve muhasebe ile finans kayıtlarına bakıyor. Bunun yanında müşteri sunumlarını, yönetim kurulu gündemlerinin takibini ve hukuki süreçlerin hazırlığını da üstleniyor.
Bu arada Oscar’ın hikayesi benim Victor ile başlıyor. Videoda da anlattım: Victor benim Yapay Zeka ajanım, adı eşim Muzaffer’in adından geliyor ve ajanlarımı o yönetiyor. Bunu Olcay’a anlattım, ertesi gün Oscar’ı yapmıştı. Olcay’ın kendi cümlesiyle, Oscar’ı biraz kıskançlıktan yapmış. Ben de bunu gönül rahatlığıyla rekabet olarak kabul ediyorum.
2. Önce bağlam, sonra talimat, sonra bağlantılar
Videonun bence en çok işe yarayan kısmı Olcay’ın sırası. Hiçbir işi devretmeyerek başlamış. Önce Yapay Zekayı boş ama zeki bir beyin olarak görmüş ve o beyne neyi gömeceğine karar verip kendisine ve şirketine uygun bir veritabanı kurmuş, bu da üç dört ayını almış. İkinci adımda talimatları yazmış: ne yapacağını, neyi yapmaması gerektiğini, tonunu. Talimatları yaklaşık yüz elli kez revize ettiğini söyledi, ben de bunu duyunca rahatladım, çünkü eğitimlerde “ilk talimatım neden olmadı?” diye üzülenlere hep bunun bir deneme süreci olduğunu söylüyorum. Üçüncü adımda Oscar’ın kullanacağı araçlara, yani posta kutusuna, şirketin uygulamasına ve muhasebe sistemlerine nasıl erişeceğini tek tek örmüş.
Ben bunlara sırasıyla bağlam mühendisliği, prompt mühendisliği ve bağlantılar diyorum. İsimleri önemli değil. Önemli olan sıranın bu olması: önce ne bildiği, sonra nasıl davranacağı, en son nereye ulaşabileceği. Yeni bir araca geçtiğinizde ilk iki parçayı olduğu gibi taşıyabildiğinizi göreceksiniz, ben bunu kendi ekibimi anlattığım Araç toplamayı bıraktım, ekip kurdum yazısında da yaşamıştım.
3. İlk devredilen iş neydi?
Olcay işe tekrar eden, kağıt ve veri yoğun işlerden başlamış, yani zamanı en çok yiyenlerden. Üç ayda bir toplanan yönetim kurulu için sunum hazırlamak ekibinin günlerini alıyormuş. Veri akışı ve format zaten belli olduğu için bunu Oscar’a verince, “yönetim kurulu sunumunu hazırla” dediğinde beş dakikada taslak çıkıyor, Olcay da o günkü gündemine göre birkaç yorum ekleyip revize ediyor. Aynı mantıkla ay kapanışı, kâr zarar tablosunun oluşturulması ve nakit akışının güncel tutulması da ilk devredilenler arasında.
Bunu sizin işinize çevirmek için gereken tek şey şu soru: Haftanızda formatı belli, verisi hazır ve sizi yoran hangi iş var? Bir tane seçin, gerisini bırakın.
4. Sınır: dışarıya hiçbir şey onaysız çıkmıyor
Eğitimlerde en çok güvenlik ve veri gizliliği soruluyor, o yüzden Olcay’a bunu ısrarla sordum. Cevabı sade: bütün veritabanı kendi bilgisayarında bir klasörde duruyor ve Oscar her seferinde önce oradaki kuralları okuyup sonra çalışıyor. Kendi iç adreslerine, yani ekibine, muhasebeye ve avukatlarına onaysız e-posta atabiliyor. Dışarıya giden her şey ise taslağa düşüyor ve Olcay sabah açtığında onay bekleyen onlarca taslak buluyor, kimini siliyor, kimini onaylıyor.
Benim sistemim de aynı şekilde işliyor. Bu sınırı ben ve Olcay ayrı ayrı kurduk ama aynı yere vardık, çünkü Yapay Zekaya güvenmek ile ona imza yetkisi vermek aynı şey değil. Olcay’ın teknik ekibi, Oscar’ın otomatik cevap verebildiğini bildikleri için birkaç kez içeriden sızma denemesi de yapmış ve Olcay’a göre hepsi savuşturulmuş. Güven konusunu daha ayrıntılı merak ediyorsanız ajanlara güven üzerine yazdığım yazıya bakabilirsiniz.
5. Bilgisayarınız kapansa ne olur?
Videoda en çok güldüğüm bölüm burası: Olcay İspanya’da bir kafede MacBook’unu unutmuş ve Türkiye’ye dönmüş. İki gün çalışması yavaşlamış ama telefondan aynı altyapıyla Oscar’la çalışmaya devam etmiş. Bunun arkasında bir tasarım var. Sohbet, ortak çalışma ve terminal tarafının üçünde de aynı protokol yüklü, her on beş dakikada bir kendi aralarında hizalanıyorlar, her şeyin kopyası bir bulut klasörüne gidiyor ve ayrıca haftada ya da iki haftada bir elle yedekleniyor. Olcay’a göre kullandığı Yapay Zeka hizmeti bir gün kapansa içeriği bir başkasına yükleyip altı saat içinde devam edebilir.
6. Sizin için kutu: ilk devir haritanız
Olcay’a bölümün sonunda izleyici yarın tek bir şey yapsa ne yapsın diye sordum. Cevabı kahve, kalem ve kağıtla oturup önce hayal etmek oldu: hayatımı kolaylaştırmak için Yapay Zeka nerede olsun? Ben de buna şunu ekliyorum: hayalinizi bir de dört sütuna bölün, çünkü neyi devrettiğinizi bilmeniz kadar neyi devretmediğinizi bilmeniz de önemli. Kurm.ai olarak “Devir Yöntemi”nde bunu dört sütunla yapıyoruz: devredilir, kurmayla birlikte yapılır, henüz güvenmiyoruz ve devredilemez. Aşağıdaki kutu bunun kendi başınıza kullanabileceğiniz küçük hali. Kullandığınız Yapay Zeka aracına olduğu gibi yapıştırın.
Yapıştır kutusu: devir haritası başlangıcı
Sen benim iş ortağımsın ve benimle bir devir haritası çıkaracaksın.
Önce bana, geçen haftamda en çok zamanımı alan işleri tek tek sor.
Her iş için şunları öğren: ne sıklıkla yapıyorum, verisi hazır mı,
formatı belli mi, hata yaparsa ne olur, kararı kim veriyor.
Sonra her işi şu dört sütundan birine yerleştir ve nedenini bir
cümleyle yaz:
1. Devredilir: tekrar eden, kuralı yazılabilen iş. Sen yaparsın, ben bakarım.
2. Birlikte: yargı gerektiren ama hazırlığı uzun iş. Sen hazırlarsın, ben karar veririm.
3. Henüz güvenmiyorum: kanıt biriken kadar bende kalır.
4. Devredilemez: karar, hesap verme ve ilişki. Bende kalır, yazılı kalır.
En sonda bana tek bir iş öner: önce hangisini devredelim ve bunun
ilk hafta nasıl görüneceğini, hangi sınırlarla başlayacağını yaz.
Dışarıya giden hiçbir şeyi benim onayım olmadan göndermeyeceğini de
ilk kural olarak ekle.
Haftam ve işlerim:
[Buraya yazın ya da sesli anlatın]
Bu kutuyu kullanan birine önerim, ilk işi küçük seçmesi. Olcay bile ilk gün her şeyi devretmedi ve bence en değerli ders de buydu.
7. kurm.ai hikayem: neden bu isim, neden Olcay
Bu bölümü yazarken bir süre durup düşündüm, çünkü kurm.ai benim için sadece bir kanalın adı değil. Sitemizde kendimizi “yöneticilere Yapay Zeka kurmayı kuran” bir danışmanlık olarak tanımlıyoruz ve sloganımız “Yanınızdaki kurmay”. Kurmay, askeri dilde komutanın yanında düşünen, planlayan kişi demek ve biz de yöneticinin yanında çalışan Yapay Zeka ekip arkadaşına bu adı veriyoruz. Benim kurmayım Victor, Olcay’ınki Oscar.
Olcay ise benim için önce bir arkadaş. Videoda da “ortağım ve arkadaşım” dedim, bunu söylerken içten söylüyorum. Meslek hayatı benimkinden çok farklı bir yerden geliyor: girişimci, yazar ve konuşmacı. Kurduğu teknoloji şirketini Türkiye ve İspanya’ya büyütmüş, ilk romanı Azura bu yıl yayımlandı ve bugün şirketini Oscar ile yönetiyor. Ben ise yirmi beş yılı aşkın süre kurumsal dünyada, IBM ve Ericsson gibi yerlerde çalıştıktan sonra şirketlere Yapay Zeka eğitimi veriyorum. İki farklı yerden gelip aynı soruya, yani bir insanın yanında Yapay Zeka ile gerçekten nasıl çalışılır sorusuna ulaştık.
Kanalı da bu yüzden ikimiz birlikte açtık. Her hafta üç bölümlük bir plan var: biz iki kurucunun sohbeti, bir teknik misafirle uygulama ve bir yöneticinin başarı hikayesi. Yönetici misafirlere hep aynı üç soruyu soracağız: neyi devrettiniz, neyi devredemediniz, sorumluluk kimde? Bu sorular da aslında yukarıdaki kutunun kısa hali.
8. Birlikte devam edelim
Bu yazıdaki kutu tek başına işinizi görür ve onu kullanmak için kimseyi takip etmeniz gerekmiyor. Ama kanalın her hafta çıkan bölümlerinde bu kutuyu gerçek vakalarla doldurmaya devam edeceğiz ve ben bunu hem YouTube’da hem Instagram’da yapacağım.
Yazıyı Olcay'ın en sevdiğim cümlesiyle bitirmek istiyorum. Bu kısa videoda neden Oscar'ın kapanamayacağını ama kullandığı Yapay Zekanın kapanabileceğini anlatıyor ve bence bütün devir haritasının özü burada: araç değişebilir, sizin kurduğunuz düzen ve verdiğiniz kararlar sizde kalır. İzleyin, sonra kutuya dönüp ilk işinizi seçin.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.


